01.00

yaparken

elime yüzüme bulaştırdığım plan gibisin

her şey hazır kaybetmek için gereken

buluşmak için günleri sayarken

hiç mi umut taşıyamaz insan

işler yolunda gidecek diye

hep bir huzursuzluk

ha bozuldu ha bozulacak

tek bir yanlış kelime söylesem

tek bir yanlış düşünceye kapılsam

yıkılacak dünyamın ayakta duran surları

altından kalkamayıp

tarihe not düşüleceğim

Pompei gibi...

 

01.08

doğum öncesi

kasıklarındaki ağrıya dayanamayıp ağlayan

kadın gibiyim

ne azalıyor ne geçiyor

nefes alıp vermek bir halta yaramıyor

zaman inadına yavaşlamış

karnım burnumda

ölü bir bebek doğurmaktan korkuyorum

ölesiye...

 

01.17

pan'ın labirentinde kayboldum

aklımın dehlizlerinde

tuhaf yaratıklar geziyor

odamın içinde

mavi televizyon ışığında

hayaller görüyorum

görmezden gelip yoklarmış gibi

seni bekliyorum...

 

01.24

beklemek

sönmek üzere bir ateşin başında

sıcak küllere ellerimi uzatıp

ısınmaya çalışmak

alışmak

yaşamaya

başka dilek hakkı yok

bu masal beklenildiği üzere

mutlulukla sonlanmayacak...

 

01.35

ayılmak

kimin buna ihtiyacı var ki

bu saatten sonra?

beklentilerimle bıraksın beni hayat

umut vadetmesin

ben kendi umutlarımı bulurum

mutlu etmesin beni

ben kendi hüznümle mutluyum...

seni sarmasın başıma

sensiz de yeterince

kaybolmuşum...

 

01.40

iplerinden kurtulmuş

ama bağlanmadan bir yere

ayakta durmayı unutmuş

bir kukla gibiyim...

hapsolduğu kafesten kaçma hayalleri kurmuş

ama kafesinden çıktığı gün gelene kadar

çoktan uçmayı unutmuş

çelimsiz kanatlarıyla bir kuş

yem olacak düştüğü yerde

ama ne mutlu

esaretten kurtulmuş...

 

01.47

hala yoksun

çok mu meşgulsün?

yoksa çoktan uyudun mu

çıkarıp aklından beni

ne zaman alacaksın geri?

kaç 47 dakika?

kaç saat

kaç gün...

her saniye aklımda

beklemek

yorgun düşüp

avuçlarının arasında bir telefonla

uyuyakalmak

olur da ararsın

olur da duymam diye

sesini açmak...

beklemek

sensiz bir hayata katlanmak yerine

ararsın umutlarını ekmek aklıma

ve beklemek

geri gelsen bile

gideceğini bilerek...