Anla ölümler görüyorum

Dünya bir kazan gibi fokurdarken insanlarla

Bakışlarımı çeviriyorum

Aynaları buluyorum kendimi bilmiyorum

Sen yaşamak diyorsun

Ben,

bir acının ardında kalıyorum

Yaşam benzi soluk 

Yaşam hasta bir çocuk gibi merhamet beklerken

Yönüm kayıp sularım bulanık

Ellerimi sürtüyorum duvarlara

Isınmıyorum soğuyorum

Aradıkça bulamıyorum

Buz gibiyim duvarların soğuğundan

Bilmiyorsun ama anla

                  bir kesik var bende


Ve sonra insanlar kör

İnsanlar et yığınları gibi dökülüyor sokaklara

Çok sessiz, çok ıssız, karanlık ve yalnız adımların altında eziliyor başlar

Dünya diyorsun

Ben,

bu odaksız bakışları tanımıyorum

Boynumun büküklüğü taşıdığım acıdan değil

Ezbere bildiğim hissizlikten

Hissetmiyorum burukluğumu derken ben

Baştan aşağı gömülmüşlüğümü anlatıyorum anla

Adına yaşamak dediğim nefessizliğin ardındayım

Karşımda etten kuyular

Hangi taşı atsam ses gelmiyor adanmışlıklarımdan

Ellerin boyunlara gidişindeki çırpınışı ruhumun isteklerinde bulamıyorum

Çok isteksiz, çok sessiz, çok bakışsız 

Kırmıyorum mührünü dudaklarımın


Beni sarsak adımlarımdan tanısınlar diyorum

Rengi solmuş, sararmış bir çarşafın altında bastırdığım bunca sessizlik

Işık vermez

İşitmez

Yaşamın körlüğü altında bağlıyorum karanlıkları yaşamaya

Göğsüme çektiğim bu çarşafta gün hiç doğmuyor

Gecelerle doluyum

lekelerle doluyum, elini ver. kendini ver. beni al çocukluğumu geri ver.


Sessizlik ağır çekmiyor terazilerde

Bastığım adımlarım boş

Biliyorum, 

        geçip gidiyorum

Yumuşak adımlar, kuş tüyü uykular

Ben dinlenmek nedir bilmiyorum 

Ve hiç dinlemiyorum hayatı bir yerinden

Yaşamak kanatsız çırpınış, göğe uzanan bakışlarımdaki suskunluk

Korkma diye kulağıma çarpan fısıldayışlar

Beni havaya kalkan ellerimden tanısınlar

Uzanmayan, dokunmayan, uzak ellerimden

Gözlerimden insanlar hudutsuzca kayarken

Ben hayatımı lekeleyen fırçanın kimde olduğunu bilmiyorum

Kimseye uzatmıyorum ellerimi

Boş ellerimi

Biliyorum kinim dipdiri

Biliyorum bakışlarımda kaynayan öfkeden

Biliyorum anla beni

Beni içimdeki o öfkenin kederinden


Ağlamakla duyulmuyor sesler

Çığlıklarla büyürken bir çocuk kimse emzirmeye yanaşmıyor

Yok sayılmakla terbiye ediliyorum ben

Paramparça olmuş raylara bakarken bir trenin geçmesini bekliyorum

Tüketemediğim umudumun acısı

Gözlerim kapanmıyor değil, gözlerimi hiç kapatmıyorum

diyorum

Güneşi sakınıp da istasyonları örten elleri tanımıyorum diyorum

Fısıltılar, fısıltılar, fısıltılar

Hepsinde ben varım, 

ama adım hiç geçmiyor


Pencerelerden oluk oluk akan et yığınlarına bakarken

İnsanlardaki çehresizliği bir tek ben mi görüyorum?


Anlatıyorum, yakınıyorum

Dokunduğum soğuk bir duvarsa duyduğum sesleri ısıtıyorum

Sonra sen bir yabancı gibi kapatıyorsun kulaklarını

Gözümde büyüyen suretin bütün insanları kapsarken

Ellerin kulaklarında

Bizi bulmadılar anla

Gözleri örtük, kalpleri perdeli, insanların kederli yollarında biz bir başımıza yürürken

Şimdi dünya benim kalp diye içimde taşıdığımdır

Çalkalanır

Çehresiz insanlar gibi nereye gittiğini bilmeden atılır

İçimden çekip alalım diyorum sana

Anla

Bir kalp atışıyla yaşam beyaza boyanmıyor

Yanıma koydukları fırçadayım 

Lekelerle doluyum, yanlışım

Yaşamak diyorsun

Kucağında tül bebekler annenin gözleri ardında beklerken sen

Ben

Yakaladığımız ipi ucundan kesip de küselim diyorum

Diyorum beklemekle bulunmuyoruz. anla.


Sonrası birkaç kelime. Bana çocukluğumu geri ver. Ellerime bırak halime acıyarak.