Sevgili Virginia,


Kararlılığının ortasında yatan o uzun sessizlik, sana getireceğim kelimeleri bulmama yardımcı olmuyor. Gittiğin anın donukluğu bütün yaşamıma ağır bir değişiklik olarak sirayet etti. Devinimin içinde bir donukluğu gerçekleştirmeyi mümkün kıldın ve kalabalığın sesine direnmeye çalışmak yersiz geliyor. Suya dokunmanın bir anlamı yok sanki. Senden gelen bir cümleyi bocalayarak unutmamı sağlayan hiçbir şey yok.


Virginia, burada bütün olayların gidişatını senin yokluğun değiştirdi. Karamsarlığın içine hapsolan bütün neşem, çıktıktan sonra çarptığın kapının arasından çekip gitti. Biliyorum, seni düşüncelerde kaybetmenin bir olanağı yok fakat senin görmediğin ya da düşünmediğin bir şey olmuştur her zaman. Gerçeklikte izin yok, beklediğin bir avuntunun peşindesin. Bilmelisin ki, sen beni kaybetmeye kendini mahkûm bıraktın. Beni kaybetmekten hiçbir şekilde korkmadın, her şeye karşı kabulleniş gösteren sen, senden bağımsız gelişen varlığımın sana dönen yüzünü kabullenmedin; bütün cümlelerini tekrar gözden geçiriyor ve bana cevap niteliğinde bağışladığın bunca kelimeden herhangi bir cevap çıkaramıyorum kendime. Ne kelimelerinin içine, ne de anılara sığınabiliyorsun. Varla yok arasında durduğun bir yerden kafa karıştıran kelimelerinle sesleniyor, eşyayı huzursuz ediyorsun.


Seni ilk gördüğüm an, ışığın daha ağdalı ve kaynağını unutturarak indiği o ikindi vakti, betimlenecek bir tenin ötesine geçip de kelimelere ulaştığım o an, parmak uçlarımdan başlayan ılıklığın derime iyice nüfuz ederek dışımızda duran dünyaya adım attığını, göğsümde kendini bırakmak için duran bir iniltinin ve yaşamımla kendini denk tutmaya çabalayan kederin de farkına vardım: Sen benim kendime giden gizli kanalımdın, öyle ki, bu kanaldan sana ulaşana dek haberim dahi yoktu.


Yokluğu bana hatırlattığın için teşekkür ederim Virginia, artık seni adınla anmayacağım. Seni adınla anmak, her fırsatta seni yeniden çağırmaktır da.



-P.