Gene kapıldım hayatın meşgalesine. Belki de kendimden en büyük kaçışımdır. Baş edemediğim ne kadar zorluk varsa hepsini sakladım halı altına. "Elbet bir gün…" diye diye koca bi' çöplüğe çevirdim halımın altını. Hala güçsüzüm, hala çok cesaretsiz... Yaşının büyümesi de büyütmüyor insanı. Yeni yaşına girince o yaşın olgunluğu yüklense keşke insana.


Mantık ve duygular aynı orantıda olmak zorunda mı? Aklımızın oyunlarına yenilip, tüm duyguları silmeye çalışmak... Barışamadığım geçmişim... Zamanında, yaşarsam zayıf görünürüm korkusuyla içime içime patlattığım üzüntülerim, kırgınlıklarım, yalnızlıklarım… Sorunlarımı buluyorum tek tek. Ama ben büyük sorunuma çare bulamadım hala. Neresinden tamir edeyim? Neresinden başlayayım? Ah, yorgunluk çöktü gene ruhuma. Oysaki tüm bunlar yaşamımı devam ettirme çabalarım.


Her kapıyı çalıyorum. Aramaya devam ediyorum. Tükenmem de yakındır ama buluncaki mutluluğumu düşlüyorum, kendime gelmeye çalışıyorum. Yeri dolmayan bir boşluk. Yerle bir olan umutlarım. Çaresizlikle köreltilen bir gelecek. Bir gün elbet son bulacak tüm bunlar. Elbet bir gün…