Minik çiçeğine, diz çökmeye kalktın.

Tırnaklarından önce aşındı toprakların.

Yarına iki saat, sonsuza bir gün kaldı

Birlikte son günümüzmüş gibi

kıvırcık saçlı güzel kadın, gitti...

Argadini Alexandre, Argadini!


Teninden mevsimler geçti,

baharın gelişi seni üzmedi

belli ki

gidenleri göremedin.

Oralar öyle yeşil, öyle mavi

bir kar tanesinin işi

yalnızca erimek değildi.

Dünyanın dönüşü seni üzmedi

belli ki

dönmeyenleri henüz görmedin.


Gölgedeki adam, satın alınan kelimeler

mavi deniz ve siyah elbiseli şairler

Tamamı isteniyordu fakat geleceği yarımdı

Ben, sürgün hayatı ve yalnızca

yalnızca kendi ayak seslerim

Kalabalık dileniyordu fakat içeride yalnızdı

Yabancı, karşı pencereden ses verdi

Bilmemek seni üzmüyordu

belli ki

henüz şarkıyı duymuyordun. 

Mavi deniz, beyaz elbiseli şarkıları

bir gün, sonsuzu müjdeliyordu. 

Beden mevsimleri geçirdi,

beyaz elbiseli şarkı bitti,

ve sarı saçlı çocuk söyledi;

Argadini Alexandre! Argadini...