Ses tellerimi söktüler,

Çığlıklarımı duyamıyorum

Fareler açık yaralarımı kemirirken sükûnet ile izliyorum

Usulca izliyorum, izliyorum, izliyorum...


Dilim bin küfür, kendini kesecek

Cennetten aldığım arsalar bugün zeytin verecek

Hasat vakti yetişmek gerek

Hisse sahipleriyle mal bölüşmek


En naif haliyle anlatıyorum yolculuğumu

Yıldızların güzelliği hayret ettiriyor kuzum

Bir teras tepesi seyrediyorum

Farelerle

İzliyorum, izliyorum, izliyorum


Gökte bir ışık, ormandan homurtu

Sonsuz tavanımdan bir demir yüzüme oturdu

gözlerime saplanan pasın kokusu

Fareler şaşkın,

Ben,

Ben yorgunum


Sıcak demirde mimlenen gözlerimle

İzliyorum, izliyorum, izliyorum...


Bu duvar ikimizi yan yana gördü

Bir taraflara karalamıştım kasabanın aralarında

Üstüne çekilen boyaya tükürdüm

İzledim, karşıdaki dut ağacıyla bakıştık

İzledim, kara kaplı binalarla atıştık

İzledim, izledim, izledim


Anasını satayım ömür boyu izledim

İrisini yok ettim kana susamış gözlerimin

İltihap örülü sokaklarda gezdim

Deniz yosun tutar gibi

Rüzgarla havalanan bir poşet misali

Kış vakti elleri donarken yerde bulduğu yarım cigarayı tüttüren bir velet gibi

İzledim umumi tuvalette rujlu izmaritler ezdim

Bir fırtına ortası etkisiz eleman,

Her daim izledim, izliyorum kapansa da gözlerim

Üç vakte köreleceğim