"Sarı kasımpatıları seversin, sarı bir

dünyayı seversin

Ben sende olan bütün renkleri

seviyorum, işte tek farkımız bu."


Ümit Yaşar Oğuzcan


Sarı, turuncu, mor, mavi, yeşil.

Bugün turuncuyum. Her gün farklı bir renksem, bugün turuncu olduğuma karar verdim. Belki biraz kahverengi. Ucundan ama. Pek sevmem kendilerini. Zannımca en çok toprağa yakışıyorlar. Beni kapatıyor biraz ne yalan söyleyeyim. Soluk görünmeyi sevmem diyor uzaktan biri. Soluk rengi havada severim diye cevap veriyor öbürü. Soğuğu severim diyor arkamdan biri. Artık sevmiyorum diyor köşedeki. Dönmekten korktuğum yerler çok soğuk. Üzgünüm, afili bir cevap veremeyeceğim sana. Üşümeyi, hatta üşümek de değil, ürpermek denebilir buna. Ancak üstümde kalın parçalar varsa sevebilirim. Soğuk havada dişleriniz birbirine çarparken tuvalete koşturmanın -birde orada sizi bekleyen soğuğu saymıyorum bile- soğukta teninize kadar ıslanmışken evin yolunu bulamamanın ne demek olduğunu bilmiyorsanız, şömine karşısında ben de epey sevebilirdim soğuğu. Önceleri severdim oysa. Ne üşüttü içimi bu kadar bilmiyorum. İnsan değişiyor... Düşüncelere dalan ben, sağımdan gelen bir sesle koyu olan tartışmaya geri dönüyorum.

Sen yine neden kös kös oturuyor, mutsuz ediyorsun herkesi?

Öyle ya burası dürüst bir konuşma alanı. Maskeler yok. Gereksiz gülümsemeler yok. Sahte iyilik hali yok. Çevrede yüzü asık bir insan çoğu zaman insanları mutsuz eder. İster kültürün bünyeye otomatik yüklenmesi olsun, ister vicdanımızı dürten başka bir şey. Gülmek isteriz, espri yapmak, belki dedikodu yapıp birilerini biraz daha yerip kendi varlığımızı görünür kılmak. Ama suratı asık, sorunu olan biri, bu planı istemeden de olsa bozar. O sorunu halledip, hadi artık deriz, konuya geri dönelim. O problemin duygusal yükünden dolayı çok üzgün olduğumuzdan falan değil yani. Bu insanı kötü biri mi yapar? Öyle olduğunu düşünmüyorum. Dünya üzerinde herkes için üzülüp gözyaşı dökülebilir mi? Buna rağmen sahte olmamayı dilerdim. Bir süre mutsuz olmak gerekiyorsa, tamam. Tavsiyede bulunmak zorunda mısın? Neye dayanarak? Ağlamak gerekiyorsa bırakın ağlayalım. Gündelik rutinlere dönebilmek için o durumu, ortadan kaldırılacak bir şey olarak görmek, bunu hisseden kişiye de saygısızlık bana kalırsa.

Ne güzel oturuyor sohbet ediyoruz. Ne oldu da somurtuyorsun yine? İsmi Dua olan bu kız gözleri dolu dolu, ağladı ağlayacak. Herkesin bakışlarını üzerine topladığının farkındalığı suçlu hissetmesine neden oluyor. Diğeri hız kesmeden devam ediyor. O kadar mutsuzsan git o zaman. Rengini al ve terk et burayı.

Oysa Dua yalnızca rengini yansıtan biri. Toprağa çok yakıştığını söylediğim bu renk Dua 'ya hiç uymuyor. Esprileriyle herkese sataşan, güldüren bu kız zamanla renklerini akıtır oldu. Nedenini ise bilen yok.

Göz ucu ile dışarıyı kontrol ediyor. Hava soğuk, kış bu sene eskisinden daha çok üşütüyor. Ardından ufak bir öfke kırıntısı ile; sana soğuğu sevmediğimi söyledim. Korkuyorum diyorum duymuyor musun? Hem ben bugün turuncuyum dedim ya. Öyle ki gülümsedim bile diye de ekliyor, inandırıcı olmaya çalışarak.

Umutsuz bir halde gülümsüyor karşısındaki önce. Ne kadar öfke ile çıkışsa da seviyor dostunu. Sessiz kalmayı seçiyor. Konuşsa kalbini kıracak, üzgün ama öfkeli dostunu. Birkaç dakikanın ardından devam ediyor; ben de siyah rengim bunu biliyorsun değil mi? Senin en sevmediğin renk. Arkasını dönüp uzaklaşıyor.


Birbirinden farklı olan bu renklerin tüm tartışmalı hallerine karşın, bugün güneş doğdu. Soğuk hava biraz üşüttü. Neşeli ya da buruk fark etmez bugün birileri güldü, ağladı, isyan etti, talihine sövdü, kendinden nefret etti, birilerinin arkasından konuştu. Güneş ışınları, bir yılanın kıvraklığını aratmayan dalgalara rağmen suyun altına geçmeyi başardı. Kırılsa da hala güzel. Hala eşsiz. Ağlayan belki ağlamaya devam ediyor, hala kırgın ve sinirli. Bir saat, bir hafta belki bir yıl sonra şimdiden farklı olacak. Daha kötüleri olabilir. Dünyaya geldiğine binlerce kez pişman edebilir. Sevdiğini kucaklayabilir, şükredercesine gülümsetebilir. Öyle ya ben gülümsedim bugün. Yarın yine ağlayabilir, ortalığı yıkabilirim. Yine de gülümsemeye devam edeceğim. Soğuğu, kışı, ayazı, boynumu büken kahverengiyi sevmiyorum. Sevdiğim tüm renkler toprağın üstünde.

Burada...