Ben iyi bir cadıyım

Ve şapkam bir yılan

Çatal diliyle okuyor

İnsanların bahtını

Kokusundan anlıyor

İnsanın çürük yanını.

Bir kainat taşıyor boynuzunda

Bazen yorulup bırakıyor

Ona da insanlar zelzele diyor.

Her şey derisinde kıvrılıyor

Akıp giden nehir gibi

İnsanları öldürüyor

Bazen sabır olup taşıyor

Omuzlarında yükselen

Heykeller var taştan

Bazen ahşap bazen sudan

Burada her şey mümkün değilse de

Dünyada gerçeklik değişse de

Onunla hepsi mümkün.


Kıvrım kıvrım esmer bir yılan

Kafasının sağ tarafında

Esmer derisinde kahverengi

Çok güzel bir beni var

Zaten öyle ayırt ediyorum

Onu diğer yılanlardan

Öyle tatlı bir ben ki,

Başka hiçbir canlıda göremezsiniz

Böyle güzel bir izi.

Hele gözleri, pırıl pırıl

Bakınca insan

Yeni baştan yaratılır

Kaderi yazgısı

Yeniden yazılır

Öyle güzel bir yılan ki...

Kaç asırdır sayamadım

Onu anlatıp duruyorum

Sanki


Hani

Hermes'in saçlarını çalan

Godiva'ya pelerin olan

Zeus'u yaralayan

İsis'in tacını saklayan

Ra'yı sarmalayıp uyutan

Kleopatra'yı ısıran

İşte o benim şapkamdaki yılan.

Pek sevmiyorlar nedense

Benim yılancağızı

Pek hınzır aslında,

Anlıyorum onların da bir kısmını

Ama seviyorum şapkamı

"Ne faydası var ki sana?"

Da dersiniz şimdi,

Ben de derim ki,

Fayda gerektirmez ki sevgi

Tam yüreğimin ortasında

Ne kadar kovsam da

Var işte yeri

Sevdiğim için seviyorum

Zaten budur sevgi


Bazen konuşsa da

Benden başkası duymuyor

Bu antik yılanın varlığını

Benden başkası kabul etmiyor

O benim şapkam,

Bir tek benim yılanım

Onu yalnız ben görür

Bir tek ben duyarım

Zaten aksi olsa

Zavallıcığı tanrıların elinden

Nasıl kurtarırdım!

Peki bu yılanı tanrılar camiası

Bilmiyor, fark etmiyorsa

Ben nasıl biliyorum dersiniz?


Yılancıktan nasıl haberdarım?

Çünkü ben iyi bir cadıyım.