Evden çıkmayışımın altıncı günü. Ekmeğim çoktan bitti. Ne unum var, ne yumurtam. Sütüm de kalmadı. Aç değilim. Işıklar kararıyor, dünya yavaşlıyor. Kaburgalarımın arasında sessiz bir kıyamet kopuyor.

Daha kaç gün bu evde kalabilirim? Perdeleri hiç açmadan kaç sabahı daha geceye boyayabilirim? Pencereleri hiç açmadan kaç gün daha nefes alabilirim? Kaç gün daha makarna yiyebilirim tencerenin dibinde kalanları çöpe dökmeden? Kaç ilaç daha içebilirim kusmadan?


Kaburgalarımın her solukta ciğerlerime battığını hissediyorum. İrili ufaklı kadınlar var cebimde. Kulağıma fısıltılar geliyor. Üst katta bambaşka bir dünya var, çocuklar neşe çığlıkları atıyor. Yan daireye yeni bir kiracı taşındı, şimdi evini boyatıyor. Maviye. Yoksa yeşile miydi? Gece! Gece! Gece!

Gece bitmiyor. Gece feryatlar koparıyor. Gece… Gece… Gece üzerime çöküyor, gece üzerime devriliyor. Gece! Gece! Enkazın altındayım. Gece! Gece üzerime çöküyor. Her yer zifiri karanlık. Gece!


Ölümle yaşam arasındaki ince çizgideyim. Nokta, virgül, sonra üç nokta ve koca bir soru işareti. En son ne zaman dil bilgisi kurallarına dikkat ederek bir mektup yazdım? En son ne zaman posta kutusuna baktım?

Cümleler düğümleniyor. Sözcükler dilimi kesiyor. Daha kaç gün bu evde kalabilirim?

Karşı daireden feryatlar yükseliyor, bir kadın bu gece plastik çerçeveli bir tuvalet aynasının karşısına geçecek ve kısacık kesecek saçlarını. Geceyi örtecek üzerine, perdeleri hiç açmayacak ve sevdiği adam başka bir kadınla sevişecek yarın akşam.

Benim aynam var mı? Nerede benim aynam? Neden ben yokum aynada? Bana bakan adam kim? Kim var karşımda? Kimsin sen? Neden benimle konuşmuyorsun, kimsin sen?

Işıklar neden yanmıyor? Elektrikler mi gitti? Gece üzerime geliyor, duvarlar sallanıyor, çatlaklardan binbir zehir fışkırıyor. Gece! Gece üzerime devriliyor. Kaçamıyorum. İmdat!


Kabustayım, uyanacağım birazdan. Parmak uçlarım karıncalanıyor. Kabustayım ben, uyanacağım birazdan. Saat kaç peki? Neden ilerlemiyor yelkovan? Kalem pil var mı çekmecelerden birinde? Kabustayım, uyanacağım birazdan. Ev sarsılıyor, gene deprem mi oluyor? İmdat! Duvarlar üzerime yıkılıyor.

Damarlarımdaki kanın ağırlaştığını hissediyorum. Sıcacık akıyor kanım. Titriyor muyum? Gece! Yine elektrikler gitti. Mum nerede? Dolapta kibrit var mı? Aynadaki adam hâlâ bana bakıyor. Konuşmuyor. Gözlerinde kıyamet kopuyor. Gene sallanıyor bütün duvarlar, imdat! Ölüyorum ben, gece üzerime devriliyor. Gece! Gece! Zifiri karanlık! Gece! İmdat!