remember

elestu

bela

her şey bir fesleğene iman etmekle başladı

şimdi, geniş zamanda trenler kalkıyor dişlerimden her gece

hiçbir garda o yare varmayan



demirden ve keresteden bir ağız gerektir bana

tohum saçan bu zamanın başka izahı yok

izahı yok çünkü çiçekleri bu yaşımda anımsamamın

dişlerimin ağzımdan başka bir ağza sarkıntılık yapmasının

ve ömrüm boyunca tek rakibimin bir örümcek olmasının




bana hayretler bağışla

boynumun bunca muskasız olması neden

toprağın toprağa uzanışında niçin yoktur insan

çok bacaklarımla gittiğim yerlerden

beni hep ellerimsiz döndüren ne

aklımın köşesindeki ilk şey neden hep tuz

güllerin ısrarı nasıl kırılacaksa

muskasızım işte her şeye öyle

buradayım

vardım

bir düşmek özlemi bitti içimde




bitti içim

dişlerim beni erken vardırdı

kentin renksiz sabahına

oysa beni buraya aldıran fesleğenin

en iyi fikri olabilirdi kırmızı

kendine olabilseydi eğer

ve ben kalkışabilirdim zeytinimle

zeytinin zeytine olan uzaklığının savaşına

zapt edebilirdim bu kenti

ellerimde kalanşo, nergis ve daha çok nergisle

yokuşları da alaşağı etmenin bir kokusu vardır çünkü



beni kendine çekmekle ayazlanır bu şehir

yeni çiçekler devşirmeye mahal yok ise de

elbet nergislenir ellerim

hatta zeytinlenir

tanrı puslu bir pusudur bu yüzden

beni o yarla hep aynı şehre oynatan