Geçen yıllar kanla ve gözyaşıyla yoğurdu seni. Bazen korktuğun ölüm, kimi zaman beş para etmedi gözlerinde. Devirdiğin yıllar seni ve düşüncelerini bir değirmenin buğdayı öğüttüğü gibi öğüttü. Gözlerinin güldüğü yıllar artık zamanın dünlerinde tozlu birer sayfa. Her ne olursa olsun seni yakan ateşi tutan elleri unutma.


O eller vurdu seni çocukluğundan. O eller harcadı seni gençliğinde. Ömrünü tüketmek için bu cehennemde, seni ateşten ateşe savurmak için tuttular ellerinden. Kanmamayı öğrendiğin ateş ve insan olguları... Tanrı kahretsin şu yaşamayı.


Yaşamak can sıkıcı bir hal almaya başladı. Bir zaman sonra farkına vardın ve bu farkındalık zemheri gecelerde aklında zelzeleler yarattı. Kanında boğulmak için bileklerine kayan gözlerini bir çift göz çevirdi aynalardan. Gözlerinde gördüğün öfke sana yadigar kaldı çocukluğundan.


Sakın beni yanlış anlama. Yegane çabam seni bir hülasa olsun tutabilmek ayakta. Düştüğün boşluklar ve savrulduğun cehennemler sana birer sınama. Lakin damarlarında gezindiği kadar Tanrı şah damarından yakında. Yorgun umutlarını böyle kolay gözden çıkarma.


Çek şu şişeleri gözlerinin önünden. Alkol dostun olmadı hiçbir zaman. Bir zaman bağımlı olduğunu fark ettiğinde iğrenerek baktığın şişeleri o ana kadar düşürmedin ellerinden. Ucuz şarapların canına kastı var ve senin biraz olsun düşünmemeye ihtiyacın var.


Her nereye gidersen git bu cehennemi de götüreceksin beraberinde. Sen bu yangının bir parçasıyken hangi kıta söndürebilir seni yüreğinin derinlerinde? Gördüğün düşler birer yanılsama. Kulaklarına düşmeni fısıldayan vesveseler kandırmaca. Hal böyleyken ne gördüklerine ne de duyduklarına inanma.


Bir yanın çoktan yerle yeksan olmuş ve bir yanında en zalim silahların namluları konuşlandırılmış. Ayağa kalk ve her ne olmuş olursa olsun bu toz bulutunun ardında masmavi bir gökyüzü olduğunu bilerek bak. Düşüp ağlayan olmak Adem'in fıtratı, senin değil.