Sana karşı hissizim artık...

Ve böylece yiten bir şeye dönüşen duygularımı döküyorum içimden. Senle başlayıp, senle bitmeyen herşeye kırgınlığımı bir kabuğa sakladım. Beni bir daha incitmesin diye mektupları göz önünden kaldırdım. Aylar geçti işte. Ne bir haber ne bir söz. Aramızda bir uzaklık dahi kalmadı. Sanki hiç karşılaşmamış, hiç birbirimize değmemiş gibi geçip gitti yüreklerimiz. Senden geriye bir yangının külü ve acısı. Ne öfke, ne aşk ne de sevgiye bir his. Yalnızca kendini derinleştiren bir boşluk...

Gecelerce ağladıklarım bitti. Şarkılar sustu. Cümleler sustu. Kalbim sustu...


Başka yüzlere vardım. Belki bir daha aşka çıkar diye adımladığım tüm o yollardan bir özlemle geri dönüp yine seni beklemeye koyuldum. Elbette kendi yıkımını içinde yaşayan her aşk gibi ben de yıkımımı bir acıyla ve ona alışmakla geçirdim...

Yoksun... Yokluğun bu boşluğun en büyük nedeni ve sonucu.

Hissizim...

Hissizim artık biliyor musun?

Öyle hissizim ki hangi sevmeye gitsem seni hatırlatıp, vazgeçiyorum ondan. Yarım kalmak ta bir boşluğa dahil. Ve yarım bırakılmış olmak ta bir korku bende.


Sevgili boşluğum, sevginin açıdığı o yerlerde beklemenin kırılganlığını aşamadım ben hala. Hala seninle uyuyup, seninle bitiriyorum geceleri.

Tamamlanmamış olmak çok büyük bir sancı sevgili boşluğum...

Ve ben geçmemişleri geçmiş sanma yanılgısındayım. Yanılgımın ötesi büyük bir hissizlik...

İçimde hissizlikten başka bir şey kalmadı...

Seni ölünceye kadar taşıyacağım sevgili boşluğum...