Hiç ışık yoksa, mecbur

Kokusundan bulacağız cesedi.

Okunmuş sirkenin keskinliğini,

Kevser suyunu tatmanın hevesini,

Ancak, cennet bahçelerinde

Atılabilecek bu erken yorgunluğu,

İncelmemiş yerlerimizde

Günden güne büyüyen

Terbiyesizliği bir kenara bırakıp,

Burnumuza güveneceğiz.


Babalar,

En mahrem sırlarını okuyor

Evlat yüzlerinde,

Anneler, herkesin yerine tövbe ediyor.

Sadece teyze olmanın pişmanlığı

Bala katılıyor karanlık odalarda.

Çok yalnız kalınacak

Silersek düşmanlığı

Köylülere mahsus

Bu cahil cesareti,

Ucuzluğunu boşvermişliğin,

Atarsak üstümüzden,

Aklımızda kalana kapılıp

Dönersek sözümüzden,

Belaya dönüşecek

Yumru ve çukur.


Son kez ve

Son kez olduğunu bilerek,

Küllenen ezberimi diri tutmak için

Tüm caddelerini gezmek istedim

Sürprizleri tükenmiş,

Bu eski şehrin.

Tüm kuytu kokularını

Gizli yerlerimde saklamak,

Gönüllü kapılarında misafir edilmek,

Sımsıcak karşılanmak,

Yasaklı kapılarını zorlamak istedim.

Yumruklarım bile hazırdı dünden.

İlk iki dişimi kendim eksilttim.

Küfürle ilikledim göz kapaklarımı,

Adımı, kadim sunaklarda kurban ettim.

Ağıtlar, taziye çadırları yetmiyor bana.

Kapılar omuzlanmalı çünkü,

Kırılıp dökülmeli temizlenip saklanan.

Bir yerler kan toplamalı.

Olur da toplamazsa

Nasıl düşer omuzdan yük,

Kendi kanına nasıl doyar

İçimdeki hayvan.


Doymuyor.

Korkuyla doluyor kanın

Çekildiği yerler damarlarımda.

Işıklar kapandığında, yanı başımda

Uykumu bekleyen karabasanlar

Avcumdaki hakkında kıkırdıyorlar.

Avcumda, yerleşmiş geleneğe sahip çıkmak uğruna

Göç etmeyi reddeden üç kuş var sanıyordum…

Yokmuş meğer.

Avcum, konforlu bir kışlakmış sadece,

Manzaraya karın hakim olduğu akşamlarda

Sıcak bir konak…

Ilık rüzgarıyla saç karıştıran

Yaıların düşlendiği bir sakin durakmış.

Dalgınlıkla daralan kavga yaralarından

Ders edinecek kimse kalmamış.


Şimdi, safların arasında bir tedirginlik,

Sabah mahmurluğuna özgü

Özensiz kıyafetiyle geziyor.

Gözler kaçırılıyor gerdanından.

Hızır değilse de bana söylemesinler

Lokmamı bölüştüğüm sofranın misafiri.

Bu gece değilse bile beklenen,

Başkaca reçetem mi var uyacak.

Tam bu kırgınlıklan başlayarak

insan dediğin

Çürüyüp, toprağa katışacak