yan yana,

fakat bir o kadar da uzak.

iki utangaç çocuktuk biz.

yüreğindeki nefretin ateşini söndürüp

birer birer yola çıkan çocuklardık.

gözlerimiz değdiğinde gözlerimize,

paramparça olur kaçardık.

utangaç, 

bir o kadar da masum.

küçücük çocuklardık biz.

aşk ateşinde yanıp tutuşan.

yedi yaşındaki aşıklar gibiydik.


eli değince elime,

kaçınırdım aniden.

aman, kimseler görmesin!

ne derler sonra?


saklambaç oynarken aynı yere saklanır gibi,

böyle bir aşktı bizimkisi.

yan yanaydık,

yana yanaydık.

bir o kadar uzak,

ama bir o kadar da yakında.

duyardım sesini, konuşmasa bile...

sessizliğiyle büyürdüm.


büyüttük birbirimizi.

ufacık çocuklardık biz.

sığınacak limanlarımız yoktu belki.

lakin;

tüm dünyayı sırtlanacak kocaman yüreğimiz vardı.

bir zamanlar,

ufacık çocuklardık...