Işığa gözüm takıldı, en son başımın döndüğünü hatırlarım. Dikkatimi çekmeseydi muhtemelen ilgi noktama takılmazdı. O gün tenime vuran dokunuşları kirpiklerin olarak varsaydım. Uyandığımda çok küçüktüm, meğersem bir ormanda kaybolmuşum. Yoluma ilerlerken attığım on adım, bir sürüngen canlının ilerleyişinin yarısına denkti. O yolda ilerlerken kimlerle karşılaştığım çok mühim değil.


Bulunduğum yolda daha mı küçülüyordum?


Nereden biliyordum ki küçük olduğumu? Sadece bir varsayım, çok önemli mi? Bir dağlık arazi hatırlatır bana kokusuyla saf tazeliği, daha önce duyumsamışım da yeni farkındaymışım. Onu düşünmeye devam ederken yolumu bulabiliyordum kaybolduğum diyarda, belli rastlantıların içerdiği noktalarda. Yürüdüğüm adımlarda bataklığa dönmeye başladığını paçalarıma gelen çamur izlerinden anladım. İlerisi koca bir deniz, döktüğü gözyaşının ardındaki kalıntıları keşfettim. Suyun seviyesi boğazıma kadar geldiğinde artık bu ormanda yolumun da sona erdiğini anladım.


Artık kocaman bir suyun altındaydım, çırpınmaya çalıştıktan sonra kendimi yormamaya karar verdim. Etrafa bakınmanın acısını çıkardım, küçük olduğumu gözyaşların oluşturduğu denizin altındaki anlardan anladım. Koskocaman bir manzara da oradaydı, ne işi vardı bu kocaman manzaranın suyun altında? Kaç tane sandalye vardı toplamda, sayamıyor ve göremiyordum.


Geçmişin izlerine bakınca artık kelimelerin benim için değersizleşmeye başlamış olduğunu fark ettim. Artık daha az cümle kurmaya başlamışım. Suyun derinlerinin sonunda nefesimin yettiği noktadan sonra teninde buldum kendimi. Kısa bir yansımaydı sanki, kısa sürdü hissiyatı ve geçip gitti. Bu kadar kısa sürmesine yönelik çok bir şey düşünemeden akıp gitti zihnimden aşağıya doğru. Tam olarak kayboluşun hissini yaşayamadan gözden ırak zihin buruk.


O yansımadan sonra zaten o ormana daha uğramadım. Kaybolduğum denizlerin de zamanla kuruyup gittiğini sonradan duyumsadım. Varoluşun veya yaşanmışlığın başka bir versiyonunu gördüm sadece, böyle adlandırmak daha kolay geldi hislerime.


Bulunduğum yolda daha mı büyüyordum?


Önceden bir düşüncem vardı, duygum vardı. İnsan büyüyünce duygularını kaybeder mi? Düşünceler nasıl kişiyi yitirir kaybolan denizlerin dibinde? Öyle elle tutulur bir şey de değil ki tutup çıkarmak isteyesin, karmaşıklık işte, tıpkı doğumu simgelermişçesine. Zaman geçtikçe artık ellerine sığamaz oldum, bazen anımsarken hissederim küçüklüğümü ama artık büyürken içimdeki duyguların küçük kalmasının bir önemi yok değil mi?