Çok istersen bir şeyi olmaz mesela

Yaşamın esprili bir kanunudur bu

Bir kadın sevdim, seviyorum, seveceğim

Sadece uzaktan bakmakla yetineceğim

 

Güneşin hafif kırıntıları serpiştirilmiş

Bahar soslu bir lale bahçesinde

Kuşların açık hava konserinde

Genç bir deniz ekilmiş köşesinde

 

Başında geceden yapılmış bir Roma tacı

Üzerinde ışıktan ve sütten dikilmiş bir ışık

Açamıyorum gözlerimi, bir daha açamıyorum

Mavi güllerden Tanrı iki nokta koymuş sana

Gözlerin mavinin altın çağıdır bir alkış daha

Saçların eylülden elde edilmiş

Veda eden sarı yapraklar konmuş saçlarına

Bakamıyorum kalbimi ıslatıyor

 

Sonra bakıyorsun, bakıyorum

Gözlerin kalbimi gıdıklıyor

İçime bir bahar da sen fısıldıyorsun

Kalbime bir bahar zinciri açıyorum

Çok zengin bir adamım

Uçuyorum gibi geliyor ne zaman kalkıyoruz

Elini tutuyorum yakıyor geri çekiyorum

Yakar demişlerdi inanmamıştım

Beyaz nasıl yakıyormuş

Bakma diyorum gözlerin diken gibi

Bana aşk batar...

 

Yüzünü görüyorum

Ay ile hiç bu kadar yakınlaşmamıştık

Elini öpüyorum

Bahçemizden uzaklaştık

 

Ilık huzurlu bir gece

Bu sefer ayı göremiyorum

Onun yerine sen parlıyorsun

Elimi tutuyorsun, tutuyorum

Çok sıcak, gök soğutuyor

Beraber göğe bakıyoruz

Bir rüzgar giriyor aramıza

Saçların önümde raks ediyor

Bir eylül senfonisi izlettiriyorsun bana

Yapraklar üzerime dökülüyor

Güzel bir duş alıyorum

Ben eylülü yaşadım saçlarınla

Ve ben eylülde doğdum kaderin cilvesi

En zirveye çıktı yüreğim

Şimdi inmen gerek

Sana bir daha bakıyorum

Tanrı’ya daha da inanıyorum…