hiçbir şey sonlanmak zorunda değil arzusuyla yanıp tutuşsak da

devam etmek mecburiyet değil doğanın yasasında

neden bu yasalara boyun eğdirildik

o değilse neden biz mecburuz onun yasalarına uymaya

kendini iyileştirmeyen doğa neden bizi mahvediyor

neden burada devam ediyor ve burada bitiyoruz

peki iradesi nerede o koskoca insanoğlunun

gömülün kabuklarınıza ve çıkarmayın sesinizi

ey şimdi her adımında hayatla dolup taşan çocuk

belirli yaralar seni bekliyor yerleşmek için ufak, narin bedenine senin

dağların çığlarına hafif bir ses lâzım yürümek için üzerine

ve dondurmak için masum kalbini sonsuza dek

binlerce kez lanet olsun o ilk canlıyı suya salana

rüyalarımızı karabasanlarla doldurup gecelerimizi korkuya adak yapana

şimdi üzerimde oturuyor tüm ruhlar

karanlığın cinleri ve ahmakça çiçek sulayanlar

derinlerden yükselen ses sıramı söylüyor benim

korkusuzca ya da tam tersine

uymak zorundayım yasalarına bu yerin

sen ey doymak bilmeyen yürek

daha kaç sevgiliyi öldüreceksin iyileşmek için 

ve artık yeter deyip uzaklaşmak için bedenimden 



II 


canı sıkılan kuş açıyor kanatlarını tatmak için havanın serinliğini

canı sıkılan insan aşık oluyor, kurtulamıyor

hangi güzellik kurtarmaya kadirdir onu

masallarla sallandılar yeterince

gerçeği duymak için can atıyor onlar

şimdi kurtar onları adını bilmediğim yaratık

yahut yaratan, tüm yaratıklarının benzeri

ama sen, koltuğunda esinti bile istemeyen

sana inanarak gelir şimdi görevlilerin

isterler bunu, hatta o kadar içten ki

ben bile yumuşarım senin aksine

ve ne yapıp etsem de yine acırım onlara

sen, kendin gibi duygusuz yarattın eserini

rüzgarlar dedin, onlar dağıtmak için varlar evlerin çatılarını

yağmurlar boğmak için sokak hayvanlarını

boğmak için çatıları devrilenleri ve uykuları dağılanları

kim söz edebilir sen varsan güzellikten

hangi hikâye doldurabilir senin açtığın uçurumları

atlamaya kararlıysam eğer, hangi emrin kurtarabilir şimdi beni

meleklerin belki sırayla gönderdiğin

hani yolunu şaşırıp zavallıları ayartan

kirli kanları beyaz elleriyle silen meleklerin

ciğerin beş para etmez senin 

çünkü duymuyorsun bu haykırışları

nasıl duyacaksın ki odanda pencere yoksa 

temiz hava ve dualardan iğreniyorsan eğer

duyusal hedefleri olan yolcuları beklemezsin aslında

tinsel yaşamların insanlarını kendi yaşamlarında yakar, kahkahalarınla üflersin küllerini

senin için neyin önemi var ki 



III 


susarım ben hiçbir şey yokmuş gibi

seni ve buraları bileli çok oldu

şimdi uyumaktan ve uyanıklıktan bıkmış bir serseriyim 

yine de ara sıra anımsıyorum seni

sanki uyanıkken gördüğüm bir düş gibi

nedenini bilmiyorum hiçbir şeyin

artık acımıyor içimdeki burukluğun yıllar öncesinde yarattığı yara izleri

soğuk ve neşesiz bir ölüm yoktan çıkageliyor aniden, günün bir yerinde

şaşırtmıyor artık

şaşırtmıyor arzulanan ulaşınca

şaşırtmıyor yüreğimdeki boşluk

bir ihanettir bu herkesin kendine karşı çekinerek ettiği

benimse zevkle uyguladığım tatlı işkence

koptum senden sevgili, kopardım tırnaklarımı isteğinden

mahvolma arzusu da göçüp gitti üzerimden

kabullendim kendimi