çürümüş portakal kokusu

sarıp sarmalamışken odamı

ben ölmüş bulundum dün gece

on dakika, herkesin gözü önünde

ölüm:

yüzüne çarşaf örtülü

sırtın kuzey kutbu, soğuk

bel kemiklerin kadın, kırık

avuçların kadın, çıplak

ölmek, güzel zanaat.


parmak uçlarında rüzgarla raks!

-işte budur hayat

yastığının kırmızı, kıvırcık ve kadın kokması

kitapların arasındaki defne yaprakları

sofrandaki ikinci tabak

ölmek için geldiğimiz dünyada yaşamaya çalışmak.


l’ironie, komik ve kederli.

ben ise yüzlerimizden ağızlar kestim

köleleri suda boğdum

şeytanla aynı masada oturdum

aynı kadehten günahlar içtim

susadım ve ölülerle seviştim

ölüme soyundum asvaplarımı.


teninde gümüş lekeleri

duru gökyüzü ışıl ışıl yanarken

ay ışığına kaval çalmış çoban

kararmış yüreğiyle sema

gökler yırtılıp da

görünmüş tekmil yıldızlar

ferahlamış yüreği çobanın…