Hayat, üstüme atıyor günleri ve diyor: "Bu senin toprağın."

Öldüğüm günleri yaşıyorum tekrar, üstümde baskı hissediyorken dikkat çekmiyor adımlarım.

Gözlerim fazla huzursuz siyahken hareket ediyor içinde kırmızılıkların.

Rahat bir nefes için geziyorum içinde dumanların.

Kafamı toplamak için dağıtıyorum.

Uykular işe yaramıyor, boşlukta çırpınıyoruz.

"Bizi anlayan yok." diyoruz ama kendimizi biz bile daha tanımıyoruz.


Düşünmemem gerekli şeyler var, aklıma geliyor ve zamanla çürüyoruz.

Bunca yıl geçiyor ve hiçbir şey değişmiyorsa kendime kızıyorum.

Evime dönüp sigaramı içiyorum.

Hayalet gibi dolaşıyorum.


Kurşunların sesi duyulmuyor, bu kadar hareketli dünya ama olduğum yerde sayıyıyorum.

Hepimiz değişime ayak uyduramıyor.

Hepimiz bu dünyaya ayak uyduramıyor ama neden uydurmak zorundayız?

Uyumlu olmak için uyumak zorundayız.

Sevilmek için onlardan biri olmalısın.


Sessizlik değiştiriyor beynimin kimyasını, bunu hissediyorum.

Fazla düşünce üretmese de dayanamıyor, bunu biliyorum.

Kuşları izledim yol boyu, hareketleri ürkek, her şeyden korkuyorlar.

Böyle ilerlerken yaşam sadece kendi hayatını düşünen insanlar...

Bencil olduklarını bile görmüyorlar.