26.12.2020

Cumartesi

05:06

Ankara


"Kadir Şeker Davası" ile ilgili

haberlere denk gelip çağımızın gençlik sorunlarına bir kez daha dertlenmiştim. İki satır yazayım dedim. Kadir için, dolaylı yolla tüm gençlik için. İçimi dökeyim dedim.


Sonra eski sayfalara takıldı gözüm, sonra daha eskilerine... Eski defterime bile baştan sona göz gezdirdim yine.

(Düşüne düşüne sabah ettik yine...)

Meğer ben umutsuzluk söylemlerine ne erken başlamışım. Ya mutlu olmamışım ya da sadece mutsuzken yazmışım.

Hakkımı yememek lazım gerçi, sıradan şeyleri kendime terapi addettiğim de çok olmuş, neşeli anlarda hem gönlümü hem defterimi dostlarıma açtığım da...

Demek ki hayatın kendisi umutsuz aslında. Bizdeki kaynağı tükenmeyip tazelenen ve hala mücadele ettiren umut ateşi haktandır ancak.


Öyleyse umutsuzluk söylemi demeyelim de:

(çocukluktan beri günlük tutan biri olarak)

Bir şeylerin bilincine erken varıp acısını çekmeye erken başlamışım diyelim.


Her çağın bir yangını vardır elbet. Ah Kadir; güzel yürekli, çalışkan, dürüst, merhametli kardeşim. Aslan Kadir, mazlum Kadir! Sıcak odamdan soğuk hücrene selam olsun! Yazık ki sen bu çağın yangınında yalnızca bir kıvılcımsın. Yazık ki gençliğimize, ziyan oluyoruz kardeşim.


Kevser Kula