Gerek kalmamışlık hissi çöktü üzerime. Konuşasım geldi geçen... Sonra fark ettim, artık istemiyorum konuşmayı. Oysa hayat sınadığında suskunluğu tercih etmiş biri olarak bazı zamanlar kendimi anlatabilmeyi ne çok istemiştim. Anlaşılmayı ne çok istemiştim. Ama konuşmak gelmiyordu içimden. Bir mesafe oluşmuştu insanlarla aramda... Bir insanın dibimde ya da kilometrelerce uzakta olması fark etmiyor. Ruhumla dünya arasındaki mesafeden bahsediyorum... Gerçi bazen hiç tanımadığım birine bir şeyler anlatmak iyi hissettiriyor, bunu göz ardı etmek istemem. İnsan neden tanımadığı birine daha kolay anlatır ki kendini? Ama yine de dünyada yaşarken dünyaya bu kadar uzak hissetmek istemezdim. Bu his geçmeyecek gibiydi... Sonra bunun geçmesi için bir şeyler yapmadığımı fark ettim. Ama bilirsiniz işte, farkında olmak bazen işe yaramaz. Hayat bu... Suskunluğun bozulması kolay değil bazen. Ördüğün duvarların yıkılması kolay değil... Zihnimde birikmişler var. Karman çorman her şey... Ve bir de hiç tamamlanmayacak şeyler var. En baştan kabullenmeliydim sorunumu. Hem diyorlar ya, geçmiş geçmişte kaldı. Ben geçmişi takmamayı sonra öğrendim. Üstüne konuşasım geldi, sonra baktım gerek kalmamış...