Buradayım, bir adım öncemden pek de ileride değil. Genel bir bekleyiş halinde olunca yer değiştirmem hep sıfır. Gitmeye çalışmadım mı? Pek çok kez! Zihnimi ikna edebilsem belki de bu koltuktan diğerine salınabilirdim fakat sonucu beni etkileyecek bir hareket olmazdı. Ben de kendimi ikna edemeyince yine biraz düşüneyim dedim bilirsin çünkü kendi kendime yaratabileceğim en basit zorluk bu.


Yola çıkmak mı, yola çıkmaya çalışmak mı daha zor? Yoksa yolda kalmak mı? Hepsi de birbirinden değerli sorular. Ben sorunlarımdan kaçmak için giderim genelde, yürürüm varmayacak bir durağa ve bu beni her an yolda tutar, doğrusu bu mudur bilmem. Oraya varmak da haddime değildir bence. Cümlelerim de öyledir benim, konuşurken sanki ağzım önden gider, ardından ben takip etmeye çalışırım. Bu konuştuklarımı düşünmeden söylediğimden değil, düşünüp de konuşmadığımdan kalanlardandır. 


Niyet, bizim hareketlerimizin yanlış veya doğruya ne kadar uzakta olduğunu aslında çokça anlatıyor bazen. Ardında bırakmak birini yaparken üzücü olsa da sonucu iyi bir amaca hizmet eder. Geri dönmek öyle mi? En zoru da, en kolayı da geri dönmektir. İnsan bilmediği iyidense, korkudan, bildiği kötüye sarılır bazen o yüzden kolaydır dönmek. Gurur da bizi tersine iten bir başka kuvvet, bırakıp gittiğin yere geri gelmenin verdiği o bumerang hissi üzerine bir de bıraktığın gibi durmamış olanla birleşirse işte o zaman da gururun oğlu pişmanlık doğar. 

 

Sürekli gidebilir misin? Nereye kadar gidebilirsin ki? Bir noktada yetinmeyi de bilmek aslında bir başka yetenek. Durmayı bilmek yani, seni bir konuda tutarken başka bir konuda geliştiren yegane şeydir durmak. Her şeyin ve herkesin eksik olduğunu bildiğinde kalmak o kadar da zor gelmeyecektir inan. İçimizdeki hep mükemmele gitme isteğini belki de böyle bastırabiliriz. 


Kalmak, durmaktan farklı bir şekilde içinde hareketi de barındırıyor bence içerisinde. Bulunduğumuz durumun, kişinin mükemmel olamayacağını bilmekle beraber daha iyisine gidebileceğimizi, gitmeyi istediğimizi düşündüğümüzde de bazen kalırız. Tıpkı tanıdık bir yüz gördüğümüz o barda lafladıklarımız gibi tatlı küçük duraklar ediniriz kendimize; kullanmadan, harcamadan, değiştirmeden gelip gittiğimiz o kalmalarımız.

O zaman yapılacaklar listemizde hep bu üçünü bulundurmak bizi biraz daha içinde yaşanılabilir bir dünyayı yaratır: git, kal, dur.