sarılmış her bir yanım,

yürümekten yorgun düşenlerle

ve ceplerinde birikmiş,

omuzlarında, saçlarında yeşermiş

bana bir adım attırmayan yorgunluk.

görüyorum, acı ve düş kırıklarıyla dolu bir gün batımı içinde

ayaklarımı kesiyorum

yanan vücudum, artık tepki göstermiyor gömülmüş bedene

sırtımda, odamda, kaldırım taşlarımda

bir kez uğramış bulunduğum ne varsa

tüfekleriyle, candan örtüleriyle, yelpazeleriyle,

buz tutmuş ömrümün

dört canı kalmış,

erimiş, kokmuş, pus pas içinde

kör etmiş, dayanılmamış


esen rüzgar içinde, çölde

yüzüme çarpan kumla, sıcakla

insanların uyuyup uyandıkları zaman

ardında unuttukları,

kulaklarımda terk edilmişlerin uğultusu,

öksüzlerin, yetimlerin

yerlerde ter lekeleri, işportacıların, imamların, uzananların


içimde semi'nin kulakları, basir'in gözleri

kalbimde allahın yorgunluğu

yüreğim, ele geçirilmiş bir cennet bahçesi,

yolum yasak meyvalarla dolu,

yazgım

hâfıd'la ve rafi'yle dans etmiş bir toprak parçasının

nefesinden düşenlerin öyküsü

aldıklarını ödeyemeyenin,

verdiklerini özleyenin

ruhum işlenmiş bir demir

işleyen,

yorgun düşmüş aşkı yorumlamaktan,

aşka düşmekten

yaşamaktan

ölmekten

demir, kızgın bir şarkıdır, kulaklarıma tatlı tatlı düşen

ateş, toprağımın esridir, toprağım suyun kölesi

ağaçlarım, ağaçlarımın dallarına konulmamış bin yıldır,

konmamış bir kuş çarpık bacaklarıyla

mor dağlarımda açmamış bin yıldır bir sümbül çiçeği, sığınmamış bir eksik beden asırlardır, terk edilmiş


ömrüm, bir esrik şarkıdır,

dudaklarıma hasret,

eksik bir yürektir,

hak, onu terk etmiştir