/gece benden büyük yine

yine büyük mutluluktan hatıra/



unutmam ben seni

o günü ne de üstündeki elbiseyi

şeftali mevsimi

gecenin öcü yüzüne sinmiş komşu öfkesi

ve sonrasında

tek tek hayatımıza ufaladığımız seneler


ellerimiz öyle boştu ki

hangi kediyi verseler severdik

titreyen bir sokak köpeği

ne ki

dokunmanın güzelliğini aldı

korkularla çinilenmiş tabaklar

yıkarken dikkat


biz de az değildik

dediğime bakma, pek azdık

ufacık çaresiz ve çocuk

yıldızlara saygısız çok bilmişlerden

dünyayı dinledik


-sinmiştik inkâr etmeyelim


bildiğin gibi büyütmedim gözlerimi

yaşa yaşa yaşa

derdi kocamanlar su verince

-ziyade olsun

yaşa


-oldu!


hiç işlemediğim günahların ağırlığından

öylesine yoruldum ki

günah oluveresim geldi bir sabah


-oldum!


dedimse üzülmeyesin

boşa gittiyse de uçurtma şenlikleri

aşkı ziyan etmedim


bugünü tutamazken elinden

düşkünü olmuş herkes

sonsuz bir mutluluğun


camiden kiliseden havradan

böyle geçtim

basıp gittim de kendimden

tek adım atamadım insan incitmeye


-ki bütün incilerimi dökmüştü şu seccadedeki adam


var mıydı içinden geldiği gibi yaşamak?


o masal, o yalan, o güvercin evi

yapayalnız tamir ettim pencerelerini


uçmayı, dans etmeyi, gülmeyi

gamzelerini


bir de anneannemi çok özledim


hiç böyle demezdim belki

bir kerecik kucağına büzülseydim


...


susunca kendime

yanına geleceğim

kadeh dolusu mavi için


karadeniz'i bitirme!