Yalnız ruhum, gözlerim buğulu

İnceden sızılar yorgun bedenimde

Sisler ve karanlıklar arasındaki yolu

İradem seçemedi her deminde


Yanlış yok bu düzenbaz hayatta

Eller serbest, çarklar dönüyor

Oyun kurulmuş yuvarlak masada

Biri parlarken öteki sönüyor


Masum görünenden kork derler

Sinsice yerleşirmiş adamın içine

Yüzüne severler, arkadan söverler

Hayat denizinin batarsın dibine


Burası ne döşenmiş şark sofrası

Sazlı sözlü köçek oynar sahnede

Ne de Akdeniz'de sahil kasabası

Balıkçılar rakı içer sallanır teknede


Geceler ayaz yürekler yavaşça soğur

Sözler kılıçtan keskin duyma sakın

Çıkar üstünden sevdayı aklını yoğur

Aç gözlerini ölüm sandığından yakın


Yılana sarılır gibi sarıl pembe yalana

Kaçmak için bu kurtlar sofrasından

Akıt zehrini dönsün yüzün bahara

Görürsen kendini kalp aynasından


İstesen de dönmez akıp giden zaman

Geçmiş boynunda kördüğüm urgan olur

Düşsen de yere dilenme zalimden aman

Kalk ayağa! Her şey zamanda son bulur