Her katilin elinde kan olmaz! Şahsen bir maktul olarak bu konu hakkında müsaadenizle konuşmak isterim. Eğer bu adaletsizlikten sıkılıp canıma kastedecek olsam kendim için intihar süsü verilmiş bir intihar planlamayı uygun görürdüm. O zaman arkamdan konuşurlardı:

—Bu çocuk yaşama sevinci dolup taşan, o sevinçle kavrulan biriydi. O kendine böyle bir şey yapmış olamaz! Kesin bu işin arkasında bir iş var!

Derlerdi tabii. Çünkü insanlarımız işkillenmeden duramaz. Bir de bu gizem perdesini araladıklarında kendilerinde oluşacak kişisel tatmin ve ruhsal huzur duygusunu düşündükçe bu problemi cevaplamak için can atarlar. Katillerimi arayınız lütfen.

İpuçları toplasınlar, takip etsinler, ağızlarını arasınlar. Ne elinde kan olan ne de cinayet silahı olan katillerimi arayınız lütfen. İçimi boydan boya yaran alçaklıklarını, düşüncesizliklerini, hatta bu düşüncesizlikle kullanmaya cahil cesareti gösterdikleri dillerinden çıkan sözleri. Didik didik ediniz lütfen. Ağızlarından girip düşüncelerini bir hırsızın yağmaladığı ev gibi darmadağın edin. Zaten birçoğunuz onları kendilerinden tanır.

Suçlu olduklarını anladığınızda tutuklayın onları. Göz hapsini boylasınlar. Ömürleri boyunca ağızlarında kalmayan tatla yesinler, içsinler, gezip eğlensinler. Tabii bu mümkünse... Vicdan tecritlerinde kafayı yerken her an yaşattıkları gözlerinin önüne gelsin. Anlasınlar, ağlasınlar pişmanlıkla. Aksini zaten yüce adalet divanı kabul etmez (!). Ellerine iliştirdiğim gönlüme, değdirdikleri peykan gibi dillerinde hissetsinler kanımın tadını. Puslu sabahlar hatırlatsın yaktığım sigaraların dumanını. Ve konusu açılsın:

—Rahmetli de çok sigara içerdi...


Gerçek, gün yüzüne çıkar o vakit. Tebessüm ve kahkahalarımın gizem perdesi yırtılır arşa değin ve yaşam sahasında bir sahya olur perdenin ardındaki çığlıklarım ve yakarışlarım!!

O yüzden, sigara beni tek başına zehirlemeye muktedir değil, düşünceleriyle zihnimi zehirleyen insanlar olmasaydı...


Her katilin elinde kan olmaz,

Ve onlar hala dışarıda!

UYANIN ARTIK! (Lütfen.)