Bu cümleyi duyduğumdan beri, her şeyi düzeltmeyi bıraktım.


Genelde insanların her şeyinin mükemmel olması ile övünmesi geliyor aklıma, sonra kusurların sanatı nasıl büyüleyici hale getirdiğini hatırlıyorum. Kusurlarımız, minik minik tebessümler getiren insan olduğumuzu hatırlatan o güzel anlar.


Düşünsenize her şeyin yolunda gittiği bir hayatta, hiç utanmadığımız, ağlamadığımız, düşmediğimiz, üzerine düşünmediğimiz hareketlerimizin olduğunu, bu bana bir ütopyayı değil, distopyayı işaret ediyor.


Bugün ofiste çok sevdiğim sessiz sedasız muazzamlıkta işini yaptığını düşündüğüm bir arkadaşım, birden yukarıdan aşağıya uzanan hiçbirimizin zıplayınca veya masaya çıkınca ulaşamadığımız bir tabelaya, smaç basma girişiminde bulundu, komikti, aniydi spontaneydi. Zıplayıp smaç bastıktan sonraki yüzünde yaramaz bir çocuğun gülümsemesi ile utandığını söyleyip, yüzümüze bakmayıp sigaraya kaçması gibi, ufak anlar, epey güldüm, uzunca güldüm, insanız ya harika değil mi diye düşündüm, distopyanın sisleri silindi o an.


İnsanız, birbirimize dokunmadığımız, halden anlamadığımız her an insanlığımızı yitiriyoruz, insta'da poz verirken hangisinde daha sahte güldüğümüzden bağımsız, attığımız kahkahalarda gizliyiz. Utanmalarımızda biz biziz, ve gözyaşı, ne kadar gerçek, tuzundan hissine kadar.


Ağlayalım demiyorum sayın insanlar, anlayalım diyorum, dünyaya bir de buradan bakalım, güzeliz aslında her birimiz, muhabbet etmeye değeriz, ve hepimiz çok kıymetliyiz,


Bırakın bilim adamlarının dünyadaki karbon izinden bizi bir bir noktaymış gibi tanımlamasını.


İnsan insana muhtaç, mesela beni uykumdan uyandıran, hevesle izlediğim anlar, insanlara iyi geldiğim zamanlar, insana iyi gelmek iyi geliyor insana, bana da.


Azla yetinmeyip daha fazla insana dokunduğumuz günlere yaşayalım,


Bugün de buna yakalım, olur mu?


Dinlediğiniz her cümle için teşekkürler,


İyi ki varsınız, varız.


İyi geceler, mutlu rüyalar.