ben senin hikayenin son dakikalarıyım. nasıl bir sonum dersin? izleyicileri ağlatan, böyle olmamalıydı dedirten bir son, aceleyle yaptığın kahvenin ölçüsünü kaçırdığındaki gibi acımtırak bir son mu? Ya da dur dur, belki şöyledir, izleyicinin kalbinde hüzünle karışık bir gülümseme bırakan ve tam sana yakışır bir müzikle kapanış. herkes ağlıyordur ama onlar da biliyordur, bu filme ancak böyle bir son yakışırdı. kalbi en huzurlu hissettiren gözyaşları hüzünle karışık gülümsemelerdir sana kalırsa. şimdi herkes dağılıyor. bir süre akıllarda gezeceksin. belki bir adam sevgilisini, o gün her zamankinin aksine içi eriyerek öper. belki bir baba yarın bir sonu daha unutacağını bilmeden sımsıcak bakar kızına. belki birileri daha "yaşadığını" tekrar hisseder bir geceliğine. sanki unutmayacakmış gibi sayısız plan yapar tekrar silinmemek için. bilir çünkü, var olurken yok olmak acı verir.


mutlu sonlarda farklı bir seçeneğin hayalini kurmazsın. yalnızca içindeki heyecan bir müddet daha sürer. ya da acıtan bir son... o da bir süre nedensiz, anlamsız bir hüzün bırakır içine. ama arafta kalanlar öyle midir? film sonunu bilirsin belki ama yine de belki dersin, belki senarist bir sürpriz yapar. ama yok. sürpriz de yok, saf bir mutluluk da öfke de...


o sonlar ne söylüyor sen de biliyorsun.

hayatını yaşa...

engelleri aş...

insanları dinleme...

hala vaktin varken her anın kıymetini bil...

gülümse...

korkma...

mantığını yitirme ama çok da takılma...


peki senin sonun ne söylüyor? her ölüm acıtır mı bilmem. tanımadığın bir varlığın bu evrende olmayışı kimin rüzgarının yönünü değiştiriyor? ama geride kalan tamamlanmamış hikayeler... işte onlar farklı sonlar için devam ediyor. ben de devam ediyorum. ne kadar yolum var? bacaklarımın kuvveti beni bu yolun sonuna götürür mü bilmiyorum. tek kalan parçam rüzgarla esen toprağa karışınca ben ne fısıldayacağım bilmiyorum. ben soluk renkleri pek severim. bazen capcanlı olanları da. yerimde duramamayı, bazen hareket etmeden dakikalarca öylece paspas gibi uzanmayı. esprili ama kırıcı "olmayan" -bu bir tercih meselesidir bana kalırsa. kıramıyorum sözüne pek inanmam- kimseleri. soğuk beyazın yerine sımsıcak bir sarı ışığı. ölümü ne kadar romantize etseler de -sizin adınıza da konuşmuş olacağım- soğuk ışıklı morg kimseye romantik gelmez. acıya acı katar mı derseniz bu hissi dile getirecek bir sözlüğüm yok henüz. bir gün haddim olduğunu düşünürsem o zaman revize ederiz belki.


başta da sonumun belirttiği üzere ben bilmiyorum. o biliyor. sesi yavaş yavaş uzaklaşıyor. tamamen kaybolmadan hemen önce de kalbimden geçenleri yağmur sonrası beliren gökkuşağının üzerine diziyor:


sen şiir yazamazsın,

kelamın yetersiz

hislerin dilsiz

düşlerin kırılmaz.


sonlar...

sonlar bir şey fısıldar.

tatlı bir şeyler,

gülümsemeler, en renklisinden duvarlar,

duvarımda balıklar,

kavanozum kırıldı, duvarlarım yıkılmaz.