Kanlı gözlerimle dörde katlarken uykusuzluğumu

Rahmet dolu yastığımda huzursuzluk

demirden dikenlerle ürperiyor.

Gece gündüzün korkak bir gölgesi,

Bu tatlı his sükunetin sesi.

Gölge her işgal edişinde çirkin gövdemi,

Kaçmak istedim,

Türlü musibetlere sarıldım

Ve farkına vardım,

Namlunun ucu soğukmuş

dün gece öğrendim.

Sandığımdan daha korkakmışım

Dün gece öğrendim.

Yaşamak benim cezam, sürgünüm

Kirpiğim kadar yakın,

aynı zamanda sen kadar uzak

Kafamı çevirdiğim her düşünce

ayrı bir tuzak.

Şimdi hatırlıyorum yarını,

dünün birebir aynısı.

Dün gece öğrendim,

postane buraya dokuz yüz kırk üç adım.

Sana yazdığım mektuplar hep yarım.

Farkındayım hasta şiirler yazıyorum.

Hep aynı şeyleri farklı kelimelerle anlatıyorum.

Elimde değil, bu benim

cevaplanmamış sorum.

Dün gece öğrendim,

her gün şafakta mavi bir kuş

pencereme geliyormuş.

Demir parmaklıkların ardında bir köleye özgürlük şarkıları söylüyormuş.

Bizim bir dün gecemiz olmadı, ne yazık,

Oysa unutmazdım asla

İçimde bir şair var kolları kırık

Sana yazdıkları eriyor mürekkepte,

Unutmamak için defalarca tekrar tekrarettiği kafiyeleri var.

Dün gece öğrendim,

Telafisi yok

Bu mahkûmiyetimin her metre karesi zarar.