Kimsesizliğin hain pusular kurduğu karanlıkta yön çiziyorum

Uzak sesler yaklaştıkça hayallerime hançerler saplanıyor

Hıçkırıklar düğümleniyor boğazımda

İçimden çığlık atıyorum gecenin en zor anına

Yoksa sen nesli tükenen bir kuş muydun?


“Ben sana sevdalananda ibibikler öte dururdu" deyişin

Gecenin yarısını gösteriyor yine

Her şey adeta bir yabancı

Yıldızlar sızlıyor halime

Kayıyor ayın buğusu kahve gözlerimde

Şimşekler çakıyor ansızın

Ardından ibibikler kuşatıyor dört bir yanımı

Alıp götürüyor beni bir kar tanesi

Nice ibibikler öterken sevdaya duranların geçmiş olduğu merhamet okyanusuna

Yudum yudum içerken zayi oluyorum, o okyanusun dipsizliğinde


Kalbim hüzünlerle doldu taştı

Ya beşerî aşktı fani gönlümün sebebi

yahut

Tüm gönül hengamemi bir kenara terk edip

Belki kavuşuruz diye dualara sarılışım

Ve gün ağarırken başladım ağlamaya


Kara toprak olmasın bu sevdanın sonu

Hem ayrılanı kucaklar mı toprak?

Bir kırlangıç kanadında

Yakamozların dans ettiği akşamlarda

Hançerlere saplanmış hayallerimin yokuşunda oyalanırken

Ümit yeşertti içimde ibibiklerin ötüşleri

Fırtınaya kapılıp giden ömrüme bir çiçek açsın senden yana

Solmasın çiçeğin narin yaprakları baş ucumda


Boş yere harcanan günlerimin zifirî karanlığında

Kenetlenip kaldığım ibibik ötüşleri

Şimdi daha da hızlı ötüşüyorlar

Kurumaya yüz tutmuş ağaç dallarında

Sevdiğiyle evlenip mutlu mesut olanlar

Tanımadığı sularda boğulanlar

Ve hafızamda “ben sana sevdalananda ibibikler öte dururdu" cümlesi