Sınırlı hayatların sınırsız düşlerin olduğu yerdeyim 

Ekilenin biçileniyim.

Beni seyirlik görenlere kapımı araladım.

Elde avuçta hazır beklettiğim zırhlarımın ardından baktım

İstanbul’um ben 

En uçları yaşadım, yaşattım

Molotoflar da atıldı bedenime, kadehler de kalktı şerefime 

Manzaram fakirin boğazına da takıldı zenginin sofrasını da süsledi.

Simit yemek de aynı keyif oldu sofrayı donattırmak da

Mucizelere de şahit oldum kötülüğün karnında

Dönme dolaplar da başımı döndürdü cepte gezen otlar da

Can vere vere can oldum, yıktılar da inşa ettiler de içimdeki yaşamları

Savaşların sebebi de oldum, savaşta ölen de

Zafer de oldum bayraklar da...

İşte İstanbul’um ben 

Ateş düştüğü yeri yakar dedikleriyim

Ne külüm ne de kor ateşin ta kendisiyim.