"Çünkü yok saymanın en önemli araçlarından biri tarihsizleştirmektir"

Demiş H. Nur Beyaz Erkızan bir kitabında. Bu yazıda, günümüz kadın sorunlarına nasıl gelindiğine ve tarih boyunca kadınların her koşulda nasıl ve neden ikinci plana atıldığından bahsedeceğim. Çünkü çağlar boyu belki de en çok mücadele veren cins dişilerdir. Her dönemde var oluş mücadelesi vermişlerdir zira. Ağırlıklı olarak kadın filozoflar üzerinden işlediğim bu yazı aslında çağlar boyu ismi anılmamış ancak başarılı olmuş tüm kadınları kapsar.


Tarihin her döneminde kadınlar bir şekilde var olmuşlar ve önlerine çıkan engellerden sıyrılarak bir şeyler başarmaya çalışmışlardır. Ancak tarih kitapları o kadınları içerecek biçimde yazılmamıştır. Bunun nedeni her alanda olduğu gibi eril düşünce sistemi ve eril dildir. Diğer tüm alanlar gibi felsefe tarihinde de kadınlar daima ikinci plana atılmıştır. Tarihte birçok kadın filozof olmasına karşın çoğunluk olarak yalnızca 20. yy ve sonrası kadın filozoflar bilinir. Ancak Antik Çağ'dan bu yana kadın filozoflar hep var olmuşlardır. Örneğin, Miletoslu Aspasia (m.ö. 5. yy). Tarih kitaplarında, özellikle felsefe tarihi kitaplarında ismi çok nadir bulunmasına rağmen yaşadığı dönemde büyük bir başarısı bulunmaktadır. Dönem düşüncesine ters düşen düşünceleri olmasından dolayı, kadınların evlerinden çıkmalarının dahi hoş karşılanmadığı bir toplum içerisinde mahkemede yargılanmıştır. Evet, yargılanması iyi bir durum değil ancak döneminde kadınların mahkemede yargılanmaları yasaktır ve tanıklık dahi yapamazlar. Suçsuz bulunup serbest bırakılmasına rağmen ataerkil düzen içerisinde güçlü fikirleri ile bir şeyler başarmış ve ismini tarih kitaplarında yazdırması gereken bir isimdir. Tarih içerisinde Aspasia gibi birçok kadın filozof bulunmaktadır. Krotonlu Theano, Lukanialı Aesara, Spartali Phintys... Ancak yukarıda da bahsedildiği gibi eril dille yazılan tarih kitapları onlardan çok nadir söz etmektedirler.

Eril düzen içeriside kadınların mücadele vererek var olma çabaları yakın tarih olayları gibi görünmesine karşın çok eski ve hiçbir dönemde önü kesilemeyen bir sorundur. Feminist hareketler 18. yy. sonlarına doğru başlamış olsa da öncesinde de feminist hareket olarak anılmayan ancak kadınların mücadeleleri ile sonradan tarihe öyle geçen olaylar vardır. Çünkü kadınlar her dönemde temel hakları olan yaşama haklarını elde etmek için fazlaca çaba sarfetmişlerdir. Bu çabaları eril düzen içerisinde zor da olsa görünür olmuştur ancak tarih kitaplarına konu olamamıştır. Kadınlar her dönemde tarihsizleştirilerek de yok sayılmışlardır.


Çağlar boyunca süren ve günümüzde de hala yıkılamayan eril düzen, kadını yok saymaya devam etmektedir. Ancak bunun karşısında kadınlar mücadelelerini devam ettirerek hem haklarını elde etmeye çalışmakta hem de tarihsizleşmekten kurtulmak istemektedirler.