Kırbacın havada şaklayacağını bilen huzursuz

atlar gibi

günde iki kere dahi doğruyu gösteremeyen

akrebi savruk zamansız bir zaman misali

zaman benim değil oysa

ben zamanda mahsur belki


görülmek istercesine 

parmak uçlarına kalkan 

bir çocuk, 

ben de varım burada

neden her yer bunca soğuk

bir kuşku ki sızısı epey boğuk

körlemesine yaşayan

iştahlı fakat donuk

hayatı bir yerinden tutamamış

boşluk, boşluk ve boşluk


Önce sona sonra tekrar sona

sonlar sonları 

doğuruyor

başlangıçlar yine sonları

belki de dökmeli yaprakları 

ince ince, yanık yanık

Ve şimdiden tezi yok

denememe bir iki üç

kayıt!


Varlığıma hibe edilmiş

fosilleşmiş tüm düşünceler

ikide bir zihin girdaplarıma çekilen

türlü zehir zemberekler

retinamda bir acı,

gözüme soka soka hüküm süren

öyle ya da böyle yalan gerçekler


selam olsun!