Kişi kimi seviyorsa, gönül sultanı o. 

Cahit Zarifoğlu

Sevgili Sıla, bu çağda mektup mu kaldı diye düşünebilirsin. Beni mektup yazmaya mecbur bırakan şey senin tavrın oldu. Her sıkıntının bir çözüm yolu vardır nasılsa. Aklıma başka bir çözüm gelmediği için mektup yazmaya karar verdim. İnşallah okursun.


Ne oldu böyle? Bir türlü anlam veremiyorum. Yoksun, ulaşamıyorum ve varlığından haberdar değilim. Ufacık bir tartışmadan böylesine bir sürece evrilmemiz kalbime ağır geliyor. Aramızda yaşanan her şeyi, her hissiyatı yıkıp gittin.

Sanki yıkıntılarda kurtuluş varmış gibi...


Oysa ben seni tanıdığım günden beri ayrı bir huzura kavuşmuştum. İlk kez gördüğümde seni ruhumda yeni bir ışık parlamıştı. Sen güne bakan gerçekten daha güzeldin.


En doğrusu hakka adanan bir adam olmakmış. Cümlenin en güzeli ondan sonra yazılır, hayatın en güzeli ondan sonra yaşanırmış. Ben ki aşkın tecellisini bir kadın yüzünde gördüm. O sendin. 


Beyazıt kampüsünde yaşanan sisli bir İstanbul yolculuğunda bulmuştuk birbirimizi. İlk hatamda çarçabuk sildin beni. Adım attığımız yolları, taşları ve kokusunda aşkımızı yaşadığımız tarihi yarımadayı yalnız bıraktın. 


Kasımpaşa'nın iki araba girdiğinde birinin mutlaka yol vermek zorunda olduğu sokaklarında büyüdüm ben. Gerçeğim ne olursa olsun Beyoğlu'nun mahallelerinde şekillendi. Mahalle bakkalından berberime kadar herkesten bir şeyler öğrendim. Aşka hep uzak kaldım. Öğretecek kimse yoktu yanımda. Babam sonraları sorduğumda "aşkı öğreteceğini söyleyen yalan söyler" demişti. Bu sözün mahiyetini de seni görünce kavradım.


Ben annemi tanımadım. Doğumda kaybetmiştim annemi. Bizim buralarda mahrem sayılır böyle konular. Konuşulması hoş karşılanmaz. Ben de uzunca bir süre kimseye anlatamadım. İçimde büyüyen anne hasretini de seninle paylaştım. Şimdi sana ulaşmaya çalışırken ilk kez annem dışında bir kadına kavuşma isteği taşıyorum kalbimde. Hayat ne garipmiş. 


"Kalbinin kirli olabileceğini düşünmedin mi?" diye sordum. Kalbinin paramparça olduğunun farkında bile değildim. Darmaduman oluşuna göl kenarında alabalık tutmayı bekleyen miskin bir balıkçı bakışıyla tanık oldum. İnanır mısın? Benim de kalbim yerinden oynadı. Dilimi kesmek istedim o an. Seni üzmek istemezdim. 


Kalktın, gittin, gidiş o gidiş... Yoktun artık. Bütün yaşadıklarımıza set çekmiştin. Öylesine aşıktım ki sana dönüşünün bir yolunu mutlaka bulmalıydım. Bulamadım. Yalnız başıma Beyazıt Kampüsü'nde kalakaldım.


En son o an görebildim seni. Ulaşamıyorum o gün bugündür. Senden tek bir ricam var. Beni yokluğunla sınama. Ben özlemini duyduğum insanlara kavuşamamanın ne demek olduğunu en iyi bilenlerdenim. Hayat öğretti bütün bunları. Annemin bıraktığı yerdeki ümitlerimi sende bulmuştum. Beni bırakmanını isterdim. Bu kadar çabuk vazgeçmen yüreğimi acıttı.


Basit bir edebiyat yapmıyorum. Sözlerimi anlaman için çaba sarf ediyorum. Gözlerine baktığımda kurtuluş ve gelecek ümitlerimi gördüm. Orhan Kemal'in Adana'sına öğretmen olarak gideceğimiz günlerin hayallerini kurmaktan kendimi alıkoyamadım.


Beyoğlu'nda Orhan Kemal Müzesinde kurmuştuk bu hayalleri. Hatırlar mısın bilmem? Yaşadığımız güzel anlar zihninden silinebilir. Kızgınlık insanın bilinci kapatır. Hatırladığında anda unutmakla mükellef hissedersin. Hislerini affetmeye çevir sevgilim. Bulalım birbirimizi. Kaderimizde yazan yalnızlığı ömrümüzün son günlerinde yaşayalım. 


Senden bütün kalbimle özür diliyorum. Benim de kalbim sandığım kadar temiz değilmiş. Gönlünü kırdığım için üzgünüm. Bir daha asla yapmayacağım. Dilimde biriken kelimleri kalbimde teraziye çıkarmadan konuşmayacağım. Seninle geçirdiğim her anın kıymetini ulaşamadığım sancılı günlerde anladım. Beni affet. 


Ayrılığımıza merhamet olacak kelimelerde buluşmak dileğiyle...

CEM TAŞKIN