Belki de, 

kaldırımdaki pembe balonun orada bırakmıştım çocukluğumu.

Bitmek bilmeyen huzursuzluğumu,

İlk kez orada tatmıştım. 

O günün gecesi,

İlk kez tanıştı yanaklarım gözyaşlarımla,

Ve o gün ilk kez başımın altına koymadım yastığımı.

Bütün soğukluyla bastırdım yüzüme,

Yangın yerine dönmüş yüreğime.

Her damla yaş,bir andı geçmişimden,

Unutmak mı gerekir bilmeden,

Ağladım. 

Bir lekeydi bu bende. 

Kimisi ruhumun derinliklerinde,

Kimisi geçmişimin ayak izlerinde,

Hiçbir zaman peşimi bırakmadı.

Beni ya bir deniz kenarında yakaladı,

Ya da evimizdeki sobanın dibinde.

Kaç defa boğuldum o denizde,

Kaç defa sızladı avuç içlerim?

Saymadım.

Galiba ben saymak nedir bilmedim,

Yazmaktan hiç anlamadım,

Edebiyatmış, şiirmiş hiç sevmedim.

Kendimi aradım,durdum.

Otururdum kafelerde, yazardım.

Sigara içmeyi de bilmezdim,

Ama içtim. 

Sonradan fark ettim. 

Meğer o dumanları ciğerlerime değil,

Çocukluğuma çekmişim.

Belki de ilk sigaramın kül tablasında bıraktım çocukluğumu.

Bitmek bilmeyen susuzluğumu. 

İlk kez o vakit sustum,

İlk kez orada boğuldum. 

Ben boğulmak nedir bilmezdim,

İlk kez orada öğrendim.

Hayat iki eliyle boğazıma yapıştığında…

O zaman tattım, yağmur sonrası toprak kokusunu…

Ben sadece öldüğümde yaşarım.

Belki de ilk kez o zaman bulurum huzurumu.