1848 yılında Londra'da küçük bir basımevinde basılan kitap, yayımlandığı günden bugüne en çok okunan kitaplar arasında yerini aldı. Kitabın basıldığı dönemde tüm Avrupa'nın devrimci ayaklanmalarla çalkalandığı biliniyordu. Komünizmin ilk bildirgesi niteliğinde olan kitap, tarihteki sosyalist ve komünist partilerin programlarının temelini de oluşturan bir yapıt olmuştur. Kitap kısa olmasıyla birlikte girişte Karl Marx ve Friedrich Engels'in yaşam öykülerine de yer verilmiştir. Marx'ın ismini çoğu kişi duymuştur elbette ancak onun yaşamına dair çok az şeyin bilindiğini, yaşam öyküsünün tam olarak bilinmediğini düşünmekteyim. Asıl ilginç olan Engels'in yaşam öyküsü diyebilirim çünkü Engels, aslında fabrikatör bir babaya sahiptir ve birçok olanağa da sahip olabilir ancak o, işçilerin haklarını savunmak için babasının yanında çalışmayı reddeder. Daha sonra katıldığı devrimin başarısız olması nedeniyle babasının yanında çalışmaya başlar ancak yine de davasından vazgeçmez ve kazandığı parayı bu yolda harcayarak işçilerin safında yer alır. Kitabın kapağına ve ismine bakarak ön yargıyla yaklaşmayı elbette yanlış buluyorum. İdeoloji veya siyasi düşüncesi her ne olursa olsun her bireyin mutlaka okuması gerektiği görüşündeyim.

"Varsın egemen sınıflar bir komünist devrim korkusuyla titresinler. Proleterlerin zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyleri yok. Kazanacakları bir dünya var. Bütün ülkelerin işçileri, birleşin!"