Hava sağanak yağışlı, şansıma sıcak çikolatamla yatağımdayım. Defterim elime geçince kalemimi durduramadım. Camı açtım, yağmurun ıslak kokusunu en derinliklerime çektim. Ve uzun zamandır sızlayan zihnime bir son verdim.


Aykırı mı yaşamak içimdeki, yoksa aykırılığa karşı mı gelmekti. Hakikatin ne olduğunu bilme hususunda yanıp tutuşmaktı belki de. Yüce dünyanın içindeki hiç olana yüklenen anlamlardı. Alışmak istemediğin düzende çırpınmak, kendine ne olacağını bilememek. Böyle yaşanır mıydı? Sayısız güzellikte güzellik bulamamak. Değişiyor muyum? yoksa dostumun dediği gibi mevsim mi değiştiriyorum. Yoksa ben de aynada bir ceset görme yolunda mıyım? Hayır hayır öyle ıssız adam tiplerine girmek niyetinde değilim, süslü cümleler de kurmak çabasında değilim. Ben kimim? Kim olma yolunda neredeyim? Kim bilir? Eskiden bilirdim. Nasıl yazmıştım, sene 2021/ Ocak not defteri. Başlık: Kimim ben? “Hayatta güzellikleri görebilen, ümit var olan, mutlu olmayı seçen, acılardan ders çıkarıp büyüyen, yaşamda güzel anılmak isteyen, kendi sancılarının çözümünü arayan, ait olduğu hissettiği yerlere koşan, tabi bir yerlerde aitlik arayan biri de diyebiliriz. İnsanların ruhuna iyi gelmeyi amaçlayan, ruhunun derinliklerindeki bağları iyilikle besleyen, kötülüklere iyilikle karşılık veren, kendi halinde, izole biçimde yaşamayı seven, ne istediğini bilen. Kitaplara, müziklere, şiirlere, ruhunu veren. Olduğu gibi gözükmek isteyen, kırgın ruhlu, incinmeye müsait, sevilmeyi bekleyen bir ruhum. “ Belki de. Yaklaşık bir sene önce böyle nitelendirmişim ruhumu. Peki nasıl? kendimi tanıyabilir miydim sahiden, belki de sadece ben yalnız yaşaması gereken türden bir insanımdır. Çıkmaz bir sokağa girmeden bitirebildim mi yazımı. Ama susmak bilmeyen düşünceler yolculuğunda “iyi yolculuklar bana” iyi yolculuklar...