Gözleri sofranın ihtişamı karşısında kısılmıştı. Bu akşamı diğer akşamlardan ayıran neydi? Yoksa misafir mi gelecekti? Misafir sevmezdi. Aklına çocukluğu, sebepsiz yere yatılı kalan akrabaları ve onların rahatını sağlayabilmek için uyuduğu yer yatağı gelirdi. Tanrı'ya duacı oldu. Utandı, beceremedi. Bir anda sofranın bütün ihtişamı kaçtı. Annesi içeri girdi. Kıyafetinin sıradanlığı, misafirlerin habercisiydi. Bütün gün mutfaktan çıkamadığı için kendisine bakacak vakti kalmamıştı. Oysa kendisine bir baksa uğraşlarına değmediklerini anlayacaktı çünkü sırtlanların karnı asla doymazdı.


Sırtlangiller “klan” adı verilen gruplardan oluşur. Klanın başında neslinin en büyüğü olan anneanneler, az da olsa babaanneler (baba tarafı çok sevilmediği için nesli tükenmekte) vardır. Onların altında ise gelenekçi kızları ve görücü usulü bulunmuş, ruh ikizleri olan kocaları vardır. Nesillerinin devamı için koşullandırarak yetiştirecekleri küçük ve masum sırtlancıkları olmazsa uzun süren evlilikleri de olmazdı.


Türkiye’de sırtlan popülasyonları misafir odalarıdır. Sırtlanlar için avlaması en kolay aileler çevre bölgelerde yaşayan 3+1 ev sahibi olan yeni evli çiftlerdir. Sırtlanlar nikâh kıyıldıktan iki hafta sonra ait oldukları yere göç edip, misafirlik adı altında her istediklerini yaptırarak, yüzsüzlükleriyle şaşırtarak ve laflarıyla ailenin altını oyarak kökü çürümüş soyağaçlarını beslerler.


O ağacı budamak ona kalmıştı. Kararlıydı. Kendince onlardan olmadığını kanıtlayacaktı. Odasına doğru yöneldi ve bir daha çıkmamak üzere içeriye doğru adımını attı. Kısılan gözleri tamamen kapanmıştı. Odasındaki bütün eşyalar sırtlan yavrularından korunmak için yüksek yerlere konulmuştu. Hak verdi. Yalnız duvarda asılı olan anonim resme neden tülbent örtüldüğünü kavrayamadı. Yere serilmiş seccadeleri gördüğünde sansürün sebebini anladı. Resim dikkat dağıtıcı ve tehlikeliydi. Gerçekten büyüleyiciydi. Böbürlendi. Odasından bir sandalye alıp, sofraya oturmak için salona doğru yürüdü. Kendini bir anda başkaldırdığı masada otururken buldu.


Kim nerede yatacak tartışması başlamıştı. Herkesin bir isteği vardı. Bütün seçenekler değerlendirildi ve kimsenin darılmayacağı şekilde yerleştirme yapıldı. Yer yatağı âdeta göz kırpıyordu. İtiraz etmedi. Yatağa uzandı ve annesinin yorgan getirmesini bekledi… Büyük ihtimalle yorgan kalmamıştı. Haklı çıktı. Annesi elindeki iki battaniyeyi yerdeki oğlunun ayaklarını ve sırtını örtecek şekilde sarıp sarmaladı, bir güzel öptü ve kapıya doğru yöneldi. Işığı kapattı. Tam kapıyı çekerken gecenin ilk ve son “teşekkür”ünü sırtlanların içinde yerde yatan oğlundan aldı. Mutlu bir şekilde yatak odasındaki sırtlanının yanına kıvrıldı.