Bağırıyordu herkesler; epey uzun olan bu sokakta, etrafıma bakıyordum öylece. Hayatımın son demlerini yaşadığımı biliyor gibiydim, artık benim için yolun sonu gelecek gibi görünüyordu. En başta ben duruyordum, çünkü en dikkat çekeni bendim.


-Aşağılık herif!


Nasıl da mutlu bugün, nasıl da gür çıkıyor sesi, nasıl da sabah erkenden kalkıp getirdi beni buraya... Benden başka sesi çıkan yoktu bu sırada.


Kazanmak için illa savaşmak mı gerekiyor bu dünyada? Peki, biz ne yapacaktık, nasıl savaşacaktık? Her neyse, bizim için savaşanlar da vardı elbet. En çok da ellerinde dantel çantaları olan teyzeler... Hep kavga ediyorlardı bizler için. Hep iyi olmamızı istiyorlardı.


Sarı, kırmızı, yeşil…


Bugün dünyadaki türümüzün sayısı 6500. Türkiyeʼde 500’ü geçmiş bir soyağacına sahibiz sanırım. Tam buradayız, hepimiz farklı yerlerden gelenleriz. Evet, bunu sizin deyiminiz ile anlatırsak kozmopolit bir topluluk. Ama bizim deyimimiz ile anlatırsak, kasalar içine doldurulmuş satılmayı bekleyen elmalar. Kozmopolit elmalar...