Gözlerine bir şey kaçmış

Kirpik miydi toz mu

Üzerini örter de benden kaçırırmış

Öfke miydi hüzün mü

Yüreğin zindanlara kapanmış

Mağdur muydu suçlu mu

Varlığımı geride bırakmış

Hayal miydim kabus mu


Derin sulara daldığım kulaçlarımda senin fenerini takip ederdim. Beraber aşılınca fırtınalar oyundu; derinlikler özgürlük, yüzdük ve yüzdük. Işığın bir hayalmiş, düşüm bir kabus. Gözlerinden düştüm halbuki sen bakmıyordun, gönlünden ırak oldum oysa yerini bile bilmiyormuşum. Kara gecelerin sabahına vadedilen güneş, ay ışığımı benden çaldın ve doğmadın. Bana mıydı öfken, galaksinin hüzünlü ışıklarını seyre mi dalmıştın, bilmiyorum. Cevabı asla gelmediği için soru sorduğumdan bile emin olamıyorum, bir hayalet kadar hükmüm yok ruhunun zindanlarında. Sen susmayı bilirsin ya da konuşacak başka limanların vardır, ben tatmadım. Avuçlarımda tutamadığım kum tanesi... Küçük olan benim avuçlarım mıydı yoksa kalbin mi? Karış rüzgarlara, en azından kaçmayı bilirsin.