Ruhumu örste unutan tanrı,

Bu gamsız suskunluğun anlaşılır mı?

Paylaşılır mı çeperi yırtılmış yalnızlığımın yarığından sızan hüznüm;

Hazan çökmüş öfkem,

Eşkıyavari korkum...


Yüzüne tokat gibi çarpsın isterdim lütfettiğin lisan-ı ıztırar.

Bu muamma karşısında bocalıyorken

Kim kandırabilir ki seni?

Belki ancak, gönülden uzak bir dile mahkûm kılınarak.

Ki gördük yetmedi ne binlerce elçi ne yüzlerce yıl; 

Var olmaya çalışmanın cezası senin için bile anlaşılamamak.


Zihnimdeki uçurumdan aşağı dökülen düşünceler,

Bir sesle mıhlayamadığım,

Kendi hacminde çırpınan;

Nihayetten çok uzaktayım...


Boğazımda tuttuğum çığlıklar,

Yutmaya çalıştığım hıçkırıklara dönüşeli

İsyandan mağlup döndüğüm her sefer gibi

Yine ilahî bir teskinin ardından

Gecenin koynunda İsâ oluyorum çarmıha gerilen.