Okumakta olduğunuz metin, +18 ifadeler ve şiddet içermektedir.


Mühim olmayan aksaklık sebebiyet veriyor bu yazıya; onu, böyle iç içe geçmiş okunaksız harfler yığını kılan boşluk. Aksaklıklar, ölüm gerçekleşemiyor, doğum kadar olanaksız. Simone'un ayaklarına kapanıp çamura, kire bulanmış tırnaklarını, zayıflıktan iyice incelmiş derisini öpüyor işkenceci. Kadın onu işinde yüreklendirmek istiyor ama adam hıçkırarak ağlıyor. Soluğu kontrol edemeden söylenecek, söylenmiş olan her şeyi yarıda bırakır gibi karışıyor yüzündeki kurumuş kana damlalar. Simone adamın üzerine eğiliyor, dudakları birbirine yaklaşıyor, nefesleri birbirine karışıyor, alev alev yanmakta olan yüzünde geziniyor elleri, parmağını açık gözün içinde gezdiriyor, tek hamle, içine daldırıyor parmağını, yuvasından söküp alıyor. Acı içinde kıvranırken damarlar dışarı doğru fırlamış, kopuşa direniyorlar; ayakları birbirini çiğniyor, orgazm olur gibi kasılıyor, ahşap döşemeye sertçe çarpıp ses çıkartıyorlar, kolları ise hiç hareket etmiyor. Simone kısa süreliğine dışarı fırlayan damarları, ipliksi yapıyı seyrediyor. Sidik ve dışkının kokusu odada uyanıyor, sineklerden biri fırsatı değerlendirip taze ete doğru ilerliyor, damarlar uzayıp kopuş sınırına dayandığında kan yavaş yavaş sızıyor, en sonunda elinde sadece küre kalıyor. Önce çıplak göğüslerinin üzerinde gezdiriyor, eskisi kadar keyif almadığını fark ediyorum. Ayağa kalkıp pencerenin önündeki teraziye doğru adımlıyor, dengede durmakta olan ama kendisini havada tutan hiçbir şey görünürde yok olan nesneye yaklaşıyor. İki adım kala dilini gözün üzerinde gezdiriyor, tadını bilmediğini papazdan beri ilk kez fark ediyor. Kan damağında metalik tadını koruyor, dudaklarının etrafında yavaşça gezdirdiği üç parmağıyla çıkartıyor ağzından, uzayan eliyle bırakıyor kefelerden birine; denge değişmiyor.