Yine bilmediğimi okuyorum bu kuytuda

Ortalık nemli ve ağır 

Fazlasıyla kir tutan birkaç köşe

Ruhunu karanlığa üfleyen bir lamba,

Falına bakılan pürüzlü yüzeyler...

İşte şimdi tüm şiirlerimi eskiciye veriyorum.


Boşuna mı iki asırdır şah damarımı gözlemem

Yakın ya da uzak.

Yüz tövbe çiçeği kursağımda

Yüzü de tufana denk geldi deniz yokken hem de

Artık saklandığı dehlizler tarumar.


Öyle bir gidiş ki halat ip kesiliyor

Bir yanım dikerken 

Öbürü soyuyor birkaç metresi kalmış ömrümü

Kalan parçalarımın altına kova bıraktım, mühim.


Fakat sen

Bir kapı deliğinden bakarsın belki,

Haberim olmaz.

Gör, tüm taşları ayaklandırmışım

Sayısız kilit cebimde

Yedinci kattan intiharıma şahitsin.