dur minik,

babanın aldığı pabuçlarla tepinme

gözyaşlarının üstünde.

el kadar kalbini kendi kendine eziyorsun

ve bu kesinlikle onun suçu değil.

başta ağlayan sendin

ve o pabuçlar çok pahalıydı.


ey minik, o şaplağı içine iyi çek.

bırak yanağında kıpkırmızı bir iz kalsın,

eskiden güvendiğin ellerin.

ve bu kesinlikle onun suçu değil.

yine ağlamaya sen başladın,

ve susturulman gerekiyordu.


baban herkesin gözünü mü boyadı,

o fırçayı tutan sen miydin?

uçak biletine harcamadı o parayı.

gerçi, onun da mı hesabını yapacak küçük beynin?

bak şimdi o alkol şişesine,

camdaki sıvının nasıl kavradığını gör babanın parmaklarını,

sen onu öyle kavrayamadın.

o yüzden seni gelip görmedi.

o yüzden seni hiç sevemedi.


ve sen bu ailedensin minik kız.

ölü bedenin çürüyene kadar,

vücudun doğa anaya karışana kadar,

bunun parçası olacaksın.

levsi genler damarlarındaki kanda akacak,

görünüşün hep babanı hatırlatacak.

aile yadigarı olmasan da asla babanın gözünde,

son çocuk sensin.



o yüzden o pabuçları tertemiz tut kızım,

belki senden gurur duyar.

belki bir ara yüzüne bakar.