Kaldığımız yerden devam edelim..


O da bana yapmıştı aynısını, empati kurmamı istemişti ve istediği olmuştu, yaptığım şakanın ne kadar kötü olduğunu anlamıştım ama çabuk geçtik bunu. Güzel zamanlar başlamıştı artık, her ne kadar daha önce bir daha sevemeyeceğime, aşık olamayacağıma dair kendime binlerce kez söz versem de tutamadım sözlerimi. Uzun bir kışın ardından açan ilk çiçekti o benim için, ona hiç çiçek veremedim zira ne ben ne de N, çiçeklerin koparılmasından hoşlanmazdık. N'ye çiçek veremediğim için içimde büyük bir pişmanlık var, ne ben daha önce birine çiçek vermiştim ne de o birinden çiçek almıştı. Sözüm olsun bu hayatta yapacağım son şey de olsa sana o çiçeği vermeliyim. Minik martım, dağıtıyorum hep konuyu. Konu ne, onu da bilmiyorum ya... Ne kelimeleri doğru yazabiliyorum ne de akışı kontrol edebiliyorum, sadece yazıyorum içimden geldiği gibi; her neyse.


7/24 beraberdik artık N' ile. Ayın ışığı altında son, güneşin sıcaklığının vurduğu anda ilk hissettiğimdi o; benim için her şeyden çok daha değerli bu. N'nin burada bahsini açamayacağım çok fazla sorunu vardı, öyle sorunlardı ki; bunlar yüzünden o neşeli ümit dolu kadın giderdi ve yerine savaşta mağlup edilmiş bir komutanın ümitsizliği belirirdi çehresinde. O anlar benim için kıyametle eş değer anlardı. Sevdiğim kadının sorunlarını çözemiyordum, bu uğurdaki çabalarım yersiz kalıyordu ya da ben uğraştığımı sanıyordum. Anlaşılan ona göre yaptığım şeyler yetersizmiş; neyse, ona ümit vermekten başka bir şey gelmiyordu elimden. Parayla, çok fazla parayla (s********n Lidyalıları) halledilecek şeylerdi, ikimizin de bu gücü yoktu. Sözüm olsun ilk milyonumu kazandığımda tüm sorunlarını çözeceğim senin minik martım. Şu anda yaptığım her şey hala senin için, zaman alıyor; belki yıllar sürecek lakin güzel şeyler zaman alır. Ama sorununu kökünden çözeceğim. Tek isteğim dayanman, sadece hayatın senin karşına koyduğu zorluklara dayan; sen istemesen de başaracağım. Geri dönmen için yapmıyorum bunu, yapıyorum çünkü söz verdim. Bu yazıyı okumanı da beklemiyorum, nereden denk geleceksin ki buna. Ben seni sensiz yaşamayı öğrendim sevgilim…


Gerçekten dağıtınca fena dağıtıyorum... Biz en iyisi devam edelim. Nerede kalmıştık, hah, evet. Mutluyduk ilk başlarda, hem de çok; en azından ben mutluydum. N ailesini özlüyordu, gündüzleri sürekli babasına öfke duyar, geceleri onun hasretiyle gözleri dolardı. Teselli etmek bana düşüyordu. Az da olsa ferahlatabiliyordum içini ama benimki de candı, onunla ne kadar mutlu olsam da yeni insanlarla tanışmaktan kaçınmaya başlamıştım; hoş artık bilerek kaçıyorum ya. Eskiden önüme gelen biriyle bir anda samimiyet kurabilir, saçma bir konu üzerinden uzun uzadıya konuşabilirdim. Canım almıyordu artık, tek konuşmak istediğim N'ydi o da yanımdaydı; yani sorun yoktu. Onunla çok gezdik çok eğlendik. Aslında bu hikaye çok ama çok uzun arkadaşlar ama bahsedebileceğim birkaç şey yazdım. Sadece sonuç olarak ona yetemedim gitti ve beni arkasında bıraktı. Çok sevdiği o metropole gideli yüz otuz yedi gün oldu. Zaman hızlı geçiyor gibi geliyor insana ama acı çeken biri olarak, biraz da abartarak söyleyebilirim ki her gün benim için bir yıla eşitti. İçime kapandım, uzun süre evden çıkmadım ve şimdi ben de nefret ettiğim o metropolde yaşıyorum. Okuduğum bir cümle geziniyor bazen zihnimde: ''İki balığın akvaryumda aşık olmasına şaşıramazsın, önemli olan okyanusta tanışıp aşık olmaları...''


Başarıyı yakalamak için nasıl olur bilmiyorum ama bunu birlikte göreceğiz zira çoğu zaman yazdıklarımı silsem de, arada buraya bir şeyler karalamak niyetindeyim. Çünkü yazmak iyi geliyor, gerçekten tavsiyem: Yazın. Ben yeni başladım, eskiden deftere yazardım; hala yazıyorum. Defter bittiğinde yakıp küllerini Fatih'ten boğaza dökmek niyetim...