Bütün o kuşların en güzeliyim ben!

En özeli, en cesuru, en parlağı.

En derin denizlerin tayfasız kaptanı.

Sadece bana gülümser nergislerin ender olanı.

Şu sapsarı gün bir beni çağırır yamacına,

Bulutların derdinden bir ben anlarım, 

Bir tek beni kutsar onların pek sırlı gözyaşı.

Eşsiz tüylerimde eşsiz bir ruh saklarım.

Göklerde yankılanır yalnız benim marşım:

Ne garip şu kuşlar, ben onlardan aşkınım!


Böyle bir türkü mırıldanırız biz kuşlar.

Kızgın güneşe can havliyle kulaç atarken

Hırstan parçalanır kanatlarımız.

Yola çıkarız erkenden.

Ta ki duruluncaya kadar yorgun düşmüş sular

Feri kaçmış gözlerimiz sudaki yansımaya bakar.

Kibirden yolunmuş tüyler, sıska bacaklar

Uçuşuruz en yakındaki ağacın kovuğuna

Utancımızdan.

Dökülür acı dolu bir türkü daha gırtlağımızdan:


Bütün o kuşların en çirkiniyim ben!

Karanlıklar örtsün baştan sona bedenimi.

Sesimi duyacak olan olursa öldürürüm kendimi.

O saf gün ışığı ziyan, benim zavallı kaderim.

Kurumuş otlar bile sırt çevirir bana.

Öyle katrandan ki kalbim;

Kızarmaz tek zerresi, bulansa da kana.

Bundan böyle ancak gölgelerle yoldaşım,

Uzaklardan duyulur hıçkırığım:

Ne garip şu kuşlar, ben onlardan da alçağım!


Şimdi, 

Sanırım,

Anladım.


Dökük bir çatının tepesinde belirsiz bir karaltı.

Ne en özeli, ne en güzeli

Ne de sefaletten yerin dibine batanı

Kuşlardan bir garip kuşum ben.