Derler ki "Sığındığın gönül memleketindir."** Evet ben de sığındım; gidecek yerim yok diye değil, yerim yurdum sen ol diye. Sonra ne mi oldu? Memleketimden kovuldum.



Umudumdan vuruldum, yumuşak karnımdan. O gece "Bak burası çok acıyor" diye yaralarımı göstermiştim ya, bilmiyordum önce oradan vuracağını. Beni sırtımdaki bıçak değil, canıma kast edenin sen olduğunu görmek yaraladı. Söylesene sen bana gözünü kırpmadan nasıl kıydın?



Senin gibi birini bile çok severek iyileştirebilirim, sevmeyi öğretebilirim sanmıştım. Babama sarılır gibi sarıldım. Başıma ne gelirse gelsin elini hiç bırakmadım. Bütün saatlerimi sana ayarlamıştım. Herkesi karşıma aldım, yanında kalabilmek için. Gözünde bir gölge görsem dünyayı yakacaktım. Hatırlasana, birlikte nasıl inanmıştık yarınlara. Tek başımaymışım... İnsan en çok gerçek sandığı yalanlara takılıp düşüyormuş, anladım. Sorun değil ben çocukken de çok düşerdim, hep kendim kalkmasını da bildim.



İnanmışlığım ve ortada kalmışlığımla hayatın ortasında öylece duruyorum. İçimdeki dağ bazı geceler zeminden sarsılıyor, üstüme devriliyor sanki. Ben sevmekten başka bu dünyaya tutunmanın bir yolunu bilmiyorum ki...



Bu saatten sonra beni tutup yerden kaldırsan ne, sımsıkı sarılsan ne?


Evimi başıma sen yıkmadın mı?


Bu taşları yoluma sen koymadın mı?


Düşün, aynaya bakacak yüzün kaldı mı?


Bir kalbin bile yokmuş senin.



İsterdim ki seni böyle sevmiş olmam elini tutsun, saçını okşasın, geceleri seni kabuslardan uyandırsın. Ama sana yetmedi. Ne yapsam da yetmeyecekti değil mi? İnsan birini sevmiyorsa nasıl da zalim olabiliyor.



Gelsen bile açamam kapıları. Sen bu hikayede artık virgül bile olamazsın. Yerini yadırgadın. Bu kadar sevilmek ağır geldi, sen de haklısın. Merak etme sana öfkem bile yok artık, anladım. Daha fazla kendimi kandıramazdım. Sen o değilmişsin, ancak yara olmayı bilirmişsin. Şimdi layık olduğun merhametsiz sevgilere gidebilirsin. Bana düşen bu... Ama senin için çok üzülüyorum. Çünkü ömrünce kendi karanlığında kaybolacaksın. Senin sınavın da bu olacak.



Hiçbir yaptığım için pişman değilim. Herkes kendine yakışanı yaparmış, nitekim öyle oldu. Kızmıyorum, sen bu kadarmışsın işte. Sen beni kandırmadın, ben sana inanmayı seçtim. Kendini kazanmış say, nasıl olsa hayat bir gün kaybettiklerini tokat gibi yüzüne çarpar. Bu matematik hiç şaşmadı. Ayağına takılan her taşı oraya ben koymuş olacağım, bunu her düştüğünde hatırla. Dimdik başımla, içim rahat, yolumda ilerliyorum. Kırıldığı yerden yeşeren kalbimle, küçük kızımla görecek daha çok baharımız var.🌺


e.


**Didem Madak