Öngörü, birçok insanın sahip olmadığı, olamadığı fakat sahip olduğunu düşündüğüdür. “Altıncı hissim çok kuvvetlidir.” dediğidir.


Öngörü, yeterli düzeyde değer yargıları gelişmemiş, olgunlaşmamış insanların elinde anlaşılamamazlıklara, yanlış yargılamalara yol açar. Yanlış yargılamalar hoşgörü duygusunu zayıflatır ve iletişim problemlerine sebep olur. “Altıncı hissim çok kuvvetlidir.” diyebilen fakat yeterli olgunluğa erişememiş bireyin yargıları; içerisinde bulunduğu sınırlardan, sahip olduğu kısıtlı deneyim-bilgi-birikimden öteye gidemeyecektir. Fakat dünya zihnimizin içerisindeki sınırlardan ibaret değil, ötesi vardır. Bazen bu sınırların ötesini, unutabiliyor göz ardı edebiliyoruz. Yeterince olgunlaşamamış benliğimizin verdiği öz güvenle öngörülerimize, ön yargılarımıza fazlasıyla inanıyor ve takılıp kalıyoruz. Sorgulama gerekliliğini ve farkındalığını göz ardı edebiliyoruz. Sürekli bu farkındalıkla ve bilinçle hareket edebiliyor olmak, olgunluğun getirdiği bir lütuf olsa gerek.


Bu farkındalık ve olgunluğa sahip olmayan insanlarla iletişim kazaları yaşayabiliyor olma ihtimali daha yüksek. Etrafımız böyle ve bu tip olumsuz insanlarla fazlasıyla çevrelenince, kafa dağıtmak için doğaya veya yalnızlığa atabiliyor insan kendini, bilmeden sanki bir bildiği varmışcasına. Değer yargıları, ön yargıları, yanlış anlamaya meyili yoktur çünkü, son baharda sararmış yapraklarını döken bir çınar ağacının, azgın lodosla dans eden dalgaların veya gün batımında rüzgarın etkisiyle şekilden şekile giren bulutların, uçuşan martıların, o gökyüzü renklerinin. Sizi yargılamazlar sadece sizi izler, sizi dinlerler. İzlemek ve dinlemekle kalmazlar, izlettirir ve dinlettirirler. Size yargılardan, olumsuzluklardan uzak olan o huzuru yaşatırlar. Çünkü onlar dünyanın kendisidir. Onlar “an” dır. O an, o anda olabilmektir önemli olan. Evren içerisinde bir dünyada olduğunu unutmamaktır, “Şu anda buradasın” diyebilmektir önemli olan.