Önüm görünmezdir

Bulanınca okunmayan bakışların peşinden

Ormanlardan, kıyılardan ve yoldan dönüldü

Bazı kıymıklar yerleşti zamansız

Savrulmak bin eliyle yapışınca üzerime

Ağaçtan, sudan ve adımdan yoruldum


Önümü bana anlatın

İlk nereye döneceğimi

Durmanın tekliğini, yıllar sürdüğünü

Gerisi zor, öncesinde taşlık

Öncesinde karanlık yüzler görüyorum

Durum feci, beni yoldan ayıracak, hayır

kurtaracak örgüler

Çöl ve ufuk ayrılacak birbirinden

Batıyorum kuma, dönüşeceğim

Gölgem bir çiçek adıyla anılacak sanıp

Sonsuz anlamlarına alıştım

İçi boşalıyor böylece gerçeğin

Yaşamın en ucuna sığarak, yetinerek

Odamın daralan çemberinde tutarak teselliyi

Küçülmekten yoruldum


Bana anlatacaktı bir dost

Ağız dolusu alay ve kahkaha ardından

Sözler verilecek,

Tutmuş gibi yapacağız

Üflemiş gibi dağıtıp bir masayı, bir kalbi

Sakince yerinden oynayacak nabzımız

Nabzımız dizlere renk katacak of,

Yeri değil, ama konuşulacak

Evden bir adam, her gelişinde kargaşayı da oturtacak içimize

Önüme yeni dikenler doğuracak, yeni susuşlar

Öyle çözümsüz duracak ellerimiz

Yumuşar, yumuşayacak sıcağı buluncaya kadar

Karnı doyuncaya ve üzeri örtülünceye kadar

Ve öyle terk edecek sahneyi, gri bir dumanla seyreden

Nabzımız gözlerimizden

gözlerimizden akacak usul

Her boşlukta çınlamak için

Tutuşmaz bir kabuk örecek umuda


Önüm görünmezdir, ben koşarak gitmeliyim

Baloncuklar, kutucuklar içinden geçerek

Sıkı düğümlerden

Darılırım tutan kollara beni

Bir kepçeyi daldırır gibi sabırsızdır o durgun olana

Yalnız bekleyen, geç saatleri bir felakete çeviren

Benimle kal, benimle otur

Uykunu lime lime edecek öfken, ama sök kapılarını diyen sese

Bekleyen her şeye darılırım

Sisten geçilmeyecek gece

Önümde dizili fenerler

Gitmeliyim kör, gitmeliyim diken

Oraya bak, izle

Bir yumru indireceğim düşüncemden


Çekmeyen, itmeyen mıknatısı yaşamın

Beni yansıtmayan ayna

Ve gülümsetmeyen köpüğün

Bir hayata dokunmak nedir, konuşulsun

Durmaksızın bir gürültüyü dindiriyorum

Dikenlerini ayırarak geçmişten

Tekrar sığınıp suya, buzdan

Çünkü yalnız onu tanıyorum, en ucuna sığdıran beni

Beni kırık bir sandalyeye oturtan kim

Koşarak gitmeliyim diye geçiyor içimden

İçimden ev, içimden zambak, içimden umut

Pusula sunacaktı bazı güçler

Tutup kollarımdan sarsacaktı bir dost

Biliyorum, yine kırpılmış duruyor şerit

Önüm hangi yönden alınmış paçavra

Dönüp aynı yere yerleşiyorum

Nabzım kalbimi aştığında

Bir yalnızlıktım kayıp, bir duyulmamış renk

Bulundum.


Rayından çıkarıyor her şeyi yas

İskambilden bu ev, dağılıyor doğası gereği

nedensiz, tüm gayretimle dağılacak

denedim. yitirdim. alıştım anlamsıza

Orada bir kuş mu var, oraya bak

Deniyorum, orada, gitmeliyim

Bekleme

Ufukta kuma dönüşeceğim koşarak