ben hiç böyle susmadım.

ben hatırlamıyorum, böyle hiç savrulmadım rüzgarda.

yolumu kaybettiren neydi bana?

günler, aylar geçmişti. güneş değmemişti saçlarıma.

seninle olmak şöminenin başına kurulmak gibiydi başlarda,

çözüldü kalbimin soğuk sızıları.

başlangıç yolun yarısıydı; sen, bana kalan gece yarası.


o kadar eski bir tattı ki ve bir o kadar yeni...

görmeyeli yıllar olmuş meğer o aynadaki beni,

ani bir sevgiydi kaplayan içimi.

gördüklerin kabuslarımdı, açan sendin perdeleri!

sonrası pek iç açıcı değil, senin de bildiğin gibi...


anlaşılmaktı en çok istediğim.

kendimi bile anlamadığım zamanda, senden beklediğim.

senin başkalarına söylediklerin,

ve benim sana söyleyemediklerimle dolu içim.

sen bana umut vermedin, zaten sustuğun bendim.

eylülün getirdiğini yıktı ekim.

üzgünüm ve bir o kadar kırgın, hata benim.


bir suçlama merasimi solgun gözlerin

bir köz kalbim, evirip çevirdiğin.

bir sanrıdan ibaret yalnız sözlerin

sen, bana yalan söyledin.

işte bu hep boğazımda kalacak.


bitiyorum, bitiriyorum.

ve sana sessiz martılar bırakıyorum.

sana yaz serinliği, yaseminli sokak kokuları, güzel şarkılar bırakıyorum.

seni yürüdüğüm sokaklardaki ağaçların dallarına,

esen rüzgara, yanımdan geçen insanlara bırakıyorum.

seni bırakıyorum.

bir pencere açıyor, kendimle konuşuyorum.

bir şiir yazıyorum.

dünya bu, acı bu, rüyaydı bu.